Yazı Detayı
20 Şubat 2017 - Pazartesi 20:02
 
GUGUK KUŞU
Tülay Sözeri
 
 

Guguk kuşu, kuşlar âleminin en üçkâğıtçı, en üşengeç, annelik içgüdüleri en az gelişmiş bir kuş türüdür. Kendisi yuva yapmaz, diğer kuşların yuvalarını gasp eder, yumurtasını koymak için gözüne kestirdikleri kuşları bir ajan gibi takip eder. Ortamını bulduğu anda zavallı kuşun bıraktığı yumurtalardan birisini yuvadan atarak kendi yumurtasını diğer yumurtalardan ayırt edilemeyecek bir şekilde taklit ederek yuvaya yerleştirir.

Yuvası gasp edilmiş zavallı kuş, başına gelenlerden bihaber kuluçkaya yatar. Yavru guguk kuşu diğer yumurtalardan bir gün evvel doğar. Doğar doğmaz da atalarından miras kalan yaşama içgüdüsüyle diğer yumurtaları yuvadan atar. Böylece yapılan sahtekârlığın fark edilmesinin de önüne geçmiş olur. Yeni doğmuş yavru, anneden büyüktür. Buna rağmen anne kuş bu işte bir terslik olduğunu anlamaz. Annelik içgüdüsüyle yavruya sahip çıkar. Onu yedirir, içirir, ancak yavru o kadar oburdur ki, onu bir türlü doyuramaz. Anne kuş yemek taşımaktan helak olur. Sonunda yavru guguk kuşu biraz palazlanınca, tıpkı annesi gibi başka kuşların hayatını karartmak üzere yola koyulur.

Şaşırdınız mı guguk kuşunun bu sahtekârlığına? Bu sorumu benim gibi evet diyerek yanıtladığınızı duyar gibiyim. Yok canım, yapmayın gözünüzü seveyim sakın şaşırmayın. Bu işte bir hayır olduğunu düşünün Altı üstü bir kuş dediğimiz bir canlının yaratılışından beri oynadığı bu oyunun, kim bilir kaç canlının doğmasına, aynı zamanda kaç canlının ölmesine neden olduğuna önce biraz kafa yorun. Düşündükçe de bu duruma aslında hiç de yabancı olmadığınız gerçeğinin suratınıza bir tokat gibi çarpmasına izin verin.

Yuvalarımızın huzurunu elinden alan, sahip olduğumuz birçok değerli duyguları, fütursuzca gasp eden, yakan yıkan, yeni zaman değerleri, uğursuz guguk kuşları gibi peşimizden ayrılmadığını hatırlayın. Hayatımızı tuzla buz eden keskin bir yabancılaşmanın, yalnız ruhlarımızın neden peşimizde olduğunu, önce kendinize bir izah edin. Kendi içinizde durum değerlendirmesi yaptıktan, durumu içinize sindirdikten sonra olana bitene şaşıracak mısınız, üzülecek misiniz yoksa boş verip geçecek misiniz buna kendiniz karar verin.

Takdir edersiniz ki, çok uzun zamandır, doğduğumuz ilk günden beri, elimize tutuşturulan, hiçbir şekilde bizimle bağdaşmayan sahte düzenlerle nasıl baş edeceğimizi bilemiyoruz. Bu oyun karşısında korkarak, ürkekleşerek, üşüyerek büyüyoruz. İçgüdüsel bir şekilde hayatta kalmaya çalışırken de bir çok şeyden vazgeçiyoruz.

Ne yaparsak yapalım, yeni korkularla baş etmek bizler için gerçekten çok zor. İnsanoğlu korkuyu sevmez, ondan köşe bucak kaçmayı tercih eder. Bu duyguyla baş edebilmek için kendine yeni savunma mekanizmaları geliştirir. Altından kalkamadığı anda da hayatını tehdit eden korkuyu unutuverir. İşte tehlike burada başlar. Bu unutulmuş tehlike, geçmişimizin sıcak dokunuşlarını yok eder. Bilinçli bir şekilde peşimize takılan guguk kuşlarının yarattığı tahribatı fark etmeden, tüm suçu başkalarına yükleyerek her şeyi daha da karmaşıklaştırarak yaşamaya devam etmekte bir sakınca görmeyiz.

Bu sahte düzene sahip çıkmanın bin bir türlü yolu olduğunu öğretmişlerdir nasıl olsa. İçimizde palazlanan guguk kuşlarını yadırgamamızı, her şeyin olması gerektiği gibi, faydamıza, lehimize olduğunu anlatmışlar, sokaklarımıza masal dünyaları kurmuşlardır, bin bir renkli, eğlenceli panayırlarda gerçekleri unutmamızı beklemişlerdir. Beklemekten hiç yorulmamışlar, hiç bıkmamışlardır. Ne zaman ki bu sahte düzene, inanmaya başladığımızda işte o zaman gelip bizi bizden almışlardır.

Bu oyunu alkışlamak mı, yoksa tamamen reddetmek mi, içimize konan guguk kuşlarını palazlandırmak mı, yoksa yok etmek mi sorularına yanıt arıyoruz nicedir. Ardımızda bıraktığımız mezarlıklarda arıyoruz kayıplarımızı. Zorlu yolculukların yalnız kovboyları gibi, pusulası şaşmış yolculuklarımızda, tepesinde göz kamaştıran bir ışık yanan, yolumuzu bulmamamızı sağlayan, kayıp deniz fenerlerimizi bulmak için ümitleniyoruz için, için.

Belki bir gün neden olmasın diyoruz sabırla, inatla. Evet, haklısınız, belki bir gün neden olmasın ki?

 
Etiketler: GUGUK, KUŞU,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Eylül 2019
BİR AVUÇ GÖKYÜZÜ
05 Eylül 2019
EYMEN'İN KUL HAKKI
25 Ağustos 2019
ERKEK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
05 Ağustos 2019
NERELERDESİN ?
29 Temmuz 2019
SUS RUHUM !..
22 Temmuz 2019
MAĞARA ALEGORİSİ !..
16 Temmuz 2019
BEYNİMİZDEKİ AKREPLER
10 Temmuz 2019
MÜKEMMEL DUYGULAR
01 Temmuz 2019
BİR NEFES BİR HAYAT
24 Haziran 2019
DİDEROT ETKİSİ!
17 Haziran 2019
MUTSUZ İNSANLARLA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK !..
10 Haziran 2019
DÜŞÜYORUM, O HALDE VARIM!
25 Mayıs 2019
HABİL ve KABİL KARDEŞLER
18 Mayıs 2019
GÜNAYDIN ! NASILSINIZ ?
11 Mayıs 2019
GUERNİCA TABLOSU
04 Mayıs 2019
UMUDA YOLCULUK !..
25 Nisan 2019
SAKLAMBAÇ OYNAMAK...
18 Nisan 2019
DORİAN GRAY'İN PORTRESİ
22 Mayıs 2018
HARESE
28 Mart 2018
ÇÖL ÇOCUKLARI !
20 Mart 2018
UBUNTU FELSEFESİ
13 Mart 2018
İNSANLIĞA VEDA !
06 Mart 2018
KELEBEK TAKİBİ ..
21 Kasım 2017
YÜZLEŞMEK !..
14 Kasım 2017
İNSANIN KARANLIK YÜZÜ
07 Kasım 2017
ESTONYA FERİBOTU SENDROMU
31 Ekim 2017
ADALETİN BU MU DÜNYA?
25 Ekim 2017
UNUTULMUŞ GENÇLİK !..
18 Ekim 2017
KUYRUKLU YILDIZ TANRILARI
12 Ekim 2017
ÖNYARGISIZ YAŞAMAK !..
13 Haziran 2017
FARKEDİLMEK !..
01 Haziran 2017
BİR DÜŞ GÖRDÜM
25 Mayıs 2017
DÖNÜŞÜM
04 Mayıs 2017
KUĞU OLMAK ..
24 Nisan 2017
GEMİSİNİ KURTARAMAYAN KAPTAN!
12 Nisan 2017
BİR FİL HİKAYESİ !
30 Mart 2017
DUYGULARIN ENERJİSİ
20 Mart 2017
İLETİŞİM BECERİSİ ..
15 Mart 2017
ÖLMEYE YATMAK !..
13 Mart 2017
MUTLU HALKLAR
09 Mart 2017
PANDORANIN KUTUSU
23 Şubat 2017
SİSAL BİTKİSİ
16 Şubat 2017
HUZURLU OLMAK
02 Şubat 2017
TAMAMLANMAK !
31 Ocak 2017
SAKLI KENTLER !..
23 Ocak 2017
MUCİZELERLE TANIŞMAK
20 Ocak 2017
BEDENİM ve BEN !
16 Ocak 2017
GİTMEK !..
09 Ocak 2017
PORTAKAL KABUKLARI
03 Ocak 2017
MUTLU YILLAR !
30 Aralık 2016
KÜÇÜK BİR ARI
26 Aralık 2016
AVCINIZ KİM?
22 Aralık 2016
MİSAFİR ODALARI
19 Aralık 2016
FOTOĞRAFI OLMAYAN ÇOCUKLAR
14 Aralık 2016
MEKTUBUNUZ VAR !..
12 Aralık 2016
ATLANTİS ŞEHRİ !
07 Aralık 2016
AMİPLERİN DANSI !..
05 Aralık 2016
HIZLI YAŞAMLAR
Haber Yazılımı