Yazı Detayı
18 Mayıs 2019 - Cumartesi 01:56
 
GÜNAYDIN ! NASILSINIZ ?
Tülay Sözeri
 
 

Hafta sonları çalışmalarımı tamamladığım, kitaplarımı okuduğum bir kütüphaneye gidiyorum. Sessiz ortamların, sessiz kahramanı olmak, yaratıcılık hazinemin sandıklarını açmak üzere yola koyulduğum bu kütüphanenin çok güzel bir çay ocağı var. Çay ocağını işletenler ise orta yaşın üstünde bir karı koca. İnsana çok tatlı gülüyorlar, çok sıcak bakıyorlar. Sabahları çayımı alırken, onlarla ayak üstü sohbet etmek, hallerini hatırlarını sormak güne güzel başlamamı sağlıyor.

Geçenlerde onlarla sohbet ederken, bana “Size çok teşekkür ederiz” dediler. Ben de haliyle “Ne için bana teşekkür ediyorsunuz?” diye sordum. Bana sorumun karşılığı olarak

“Buraya her gün onlarca insan gelir. Bizden çay, kahve, börek,çörek isterler. İstediklerini onlara veririz. Onlar da bize aldıklarının ücretlerini verirler. Para üstünü, çayını kahvesini alıp giderler. Ne yüzümüze bakarlar, ne de bize günaydın, derler. Aramızda sadece çaycı ve müşteri ilişkisi vardır. Üstelik buraya gelenler, bürokrasinin en önemli makamlarında görev almış emekliler, doktora ve yüksek lisans eğitimine devam eden öğrenciler, savcılık ve hâkimlik sınavına hazırlanan geleceğin başsavcıları, adalet bakanları. Ama birinin bile hatırımızı sorduğunu hatırlamıyorum” cevabını verdiler.

Mekanik bir alış verişi izah eden bu cevap karşısında içimin üşüdüğünü, ruhumun bedenimin bir yerinde büzülüp donmaya hazırlandığını htim.

Gayri ihtiyari olarak “Nasıl yani, aynı şekilde gülen, aynı kimyasal özelliklere sahip gözyaşlarıyla ağlayan, tıpkı birbirleri gibi özleyen, bedensel fonksiyonları hemen hemen aynı şekilde işleyen insanlar, lütfedip bu iki kelimeyi yan yana getiremiyor mu? Bu iki kelimeyi kullanmanın, yaşamsal fonksiyonlarının kimse farkında değil mi? Bize bahşedilen her muhteşem günü, “günaydın” sözcüğüyle taçlandırmaya kimsenin mecali yok mu? Sosyal konumu ne olursa olsun, bir diğeri olmadan hiçsizleştiğimizin, her gün karşılaştığımız yüzlerce insanı yalnızlığından çekip alacak olan bu iki kelimenin gücünün farkında değil miyiz? Cep telefonlarımıza yüklenen yüz binlerce dakikanın, her yöne işleyen sınırsız tarifelerimizin, sosyal medyayı yıkan yorumlarımızın, hiç tanımadığımız nüfuslu insanlar hakkındaki yargılarımızın bunca önemi varken, nasıl oluyor da, bize hizmet veren kişilerin , aynı işyerinde çalışmanıza rağmen selam vermediğimiz insanların, külüne muhtaç olduğumuz komşularımızın bir önemi yok? Yoksa “günaydınlarımız” da “nasılsınız?” sorularımız da çıkar ilişkilerimizden mi besleniyor? Menfaatimiz olan insanların ayaklarına serilirken, bizden duyacağı iki tatlı kelimeyle gününü şahane bir şekilde geçirecek insanları nasıl oluyor da görmezden geliyoruz? Para-saygınlık ikilisinin baş aktör olmasına neden tepkisiziz? İnsanların bu çark içinde öğütülmesi, para cahili insanların bu kadar söz sahibi olması neden hiç canımızı yakmıyor?” düşünmeye başladım.

Sessizleşmem karşısında beni meraklı gözlerle izleyen, bu dünya güzeli iki insanın karşısında neredeyse yerin dibine geçtim. Özür kelimelerini aradım ama bulamadım. Duyarsızlığımıza karşılık gelecek olan kelimelere oracıkta veda ederek , bu yazıyı yazmaya koyuldum.

Sizden duyacağı bir çift güzel sözle, ne çok insanın hayatının değişeceğini hayal bile edemezsiniz. Bugün ruhsal hastalıkların artmasındaki en büyük etken, birbirimizle iletişimin azamiye inmiş olmasıdır. Dünyanın öbür ucundaki bir köşeden anında haber alındığı, kapıların, pencerelerin teknoloji harikası cihazlarla dinlendiği , falan orada yemek yiyormuş, fişman şu cennet harikası beldelerde tatil yapıyormuş bilgilerinin gözümüze sokulduğu bu iletişim çağında, insanların tek başına evlerinde ölmesi, cesedine ise günler sonra ulaşabilmemiz ne hazin bir çelişki değil mi?

Aslında, bu çelişkiyi çözmek için yapacağımız şey çok basit. Bugünden başlayarak ilk önce aynada kendimize, sonra da etrafımızdakilere, Yüce Rabbimin bağışladığı mucizelere, dağlara, taşlara bir asker selamı çakmak, ,carbon, oksijen vb elementlerinden yaratılmış , ne kadar muhteşem olursa olsun eninde sonunda ölecek olan zavallı insanoğlu olduğumuzu unutmamak, teknolojimizin unuttuğu insani duygularımıza tutkuyla sarılmak.

Ne dersiniz biz buna değmez miyiz?

 
Etiketler: GÜNAYDIN, !, NASILSINIZ, ?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Eylül 2019
BİR AVUÇ GÖKYÜZÜ
05 Eylül 2019
EYMEN'İN KUL HAKKI
25 Ağustos 2019
ERKEK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
05 Ağustos 2019
NERELERDESİN ?
29 Temmuz 2019
SUS RUHUM !..
22 Temmuz 2019
MAĞARA ALEGORİSİ !..
16 Temmuz 2019
BEYNİMİZDEKİ AKREPLER
10 Temmuz 2019
MÜKEMMEL DUYGULAR
01 Temmuz 2019
BİR NEFES BİR HAYAT
24 Haziran 2019
DİDEROT ETKİSİ!
17 Haziran 2019
MUTSUZ İNSANLARLA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK !..
10 Haziran 2019
DÜŞÜYORUM, O HALDE VARIM!
25 Mayıs 2019
HABİL ve KABİL KARDEŞLER
11 Mayıs 2019
GUERNİCA TABLOSU
04 Mayıs 2019
UMUDA YOLCULUK !..
25 Nisan 2019
SAKLAMBAÇ OYNAMAK...
18 Nisan 2019
DORİAN GRAY'İN PORTRESİ
22 Mayıs 2018
HARESE
28 Mart 2018
ÇÖL ÇOCUKLARI !
20 Mart 2018
UBUNTU FELSEFESİ
13 Mart 2018
İNSANLIĞA VEDA !
06 Mart 2018
KELEBEK TAKİBİ ..
21 Kasım 2017
YÜZLEŞMEK !..
14 Kasım 2017
İNSANIN KARANLIK YÜZÜ
07 Kasım 2017
ESTONYA FERİBOTU SENDROMU
31 Ekim 2017
ADALETİN BU MU DÜNYA?
25 Ekim 2017
UNUTULMUŞ GENÇLİK !..
18 Ekim 2017
KUYRUKLU YILDIZ TANRILARI
12 Ekim 2017
ÖNYARGISIZ YAŞAMAK !..
13 Haziran 2017
FARKEDİLMEK !..
01 Haziran 2017
BİR DÜŞ GÖRDÜM
25 Mayıs 2017
DÖNÜŞÜM
04 Mayıs 2017
KUĞU OLMAK ..
24 Nisan 2017
GEMİSİNİ KURTARAMAYAN KAPTAN!
12 Nisan 2017
BİR FİL HİKAYESİ !
30 Mart 2017
DUYGULARIN ENERJİSİ
20 Mart 2017
İLETİŞİM BECERİSİ ..
15 Mart 2017
ÖLMEYE YATMAK !..
13 Mart 2017
MUTLU HALKLAR
09 Mart 2017
PANDORANIN KUTUSU
23 Şubat 2017
SİSAL BİTKİSİ
20 Şubat 2017
GUGUK KUŞU
16 Şubat 2017
HUZURLU OLMAK
02 Şubat 2017
TAMAMLANMAK !
31 Ocak 2017
SAKLI KENTLER !..
23 Ocak 2017
MUCİZELERLE TANIŞMAK
20 Ocak 2017
BEDENİM ve BEN !
16 Ocak 2017
GİTMEK !..
09 Ocak 2017
PORTAKAL KABUKLARI
03 Ocak 2017
MUTLU YILLAR !
30 Aralık 2016
KÜÇÜK BİR ARI
26 Aralık 2016
AVCINIZ KİM?
22 Aralık 2016
MİSAFİR ODALARI
19 Aralık 2016
FOTOĞRAFI OLMAYAN ÇOCUKLAR
14 Aralık 2016
MEKTUBUNUZ VAR !..
12 Aralık 2016
ATLANTİS ŞEHRİ !
07 Aralık 2016
AMİPLERİN DANSI !..
05 Aralık 2016
HIZLI YAŞAMLAR
Haber Yazılımı