Yazı Detayı
09 Ekim 2017 - Pazartesi 20:59
 
İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN ORTADOĞU AJANI !
Dr. İmbat Muğlu
imbat.muglu@facebook.com
 
 

Tek amacı Osmanlı İmparatorluğunu ve İslam Birliğini bölmek, parçalamak ve yok etmek olan İngiliz Derin Devletinin Ajanı Thomas Edward Lawrence; Arabistan, Suriye, Mısır ve Filistin’de etüdler yapmış; bir Arap kadar Arap dil ve adetlerini, bir Müslüman kadar Müslümanlığın şartlarını ve inceliklerini, bütün doğu lisanlarını şive farklarına kadar kusursuz öğrenmiştir. 1915’te Mekke’de bulunan 80 yaşındaki Şerif Hüseyin’in doymayan menfaat hırsını vaatler ve altınlarla tatmin etmiş ve onun ardında adeta bütün Arapları birleştirmişti. Din ve devlet için Arabistan çöllerinde dövüşen OSMANLI ORDUSU müdafaa etmek için savaştıkları ülkenin sakinleri tarafından öldürülüyorlardı. Batılı Emperyalist düşmana karşı mevzilenmiş, harp yorgunu Mehmetçikleri gece yarıları düzenlettiği baskınlarla gafil avlattı. Esir düşenlerin bile boğazlarını “cenbiye” denen eğri Arap hançeriyle kestirerek katlettirdi. Çünkü Lawrence böyle istiyordu. Türk ordusu bir taraftan düşmanla dövüşürken bir taraftan da bunlarla uğraşmak zorunda kaldı. Sonunda Lawrence gayesine ulaştı, Filistin ve Suriye’de hezimetimize sebep oldu. İngiltere hükümeti, Lawrence’ın vaatlerini kısmen olsun yerine getirip, Şerif Hüseyin’in oğullarından Faysal’ı Irak krallığına, Abdullah’ı Ürdün emirliğine getirmişti. Fakat, ihtiyar şerif bunları kafi görmemiş, isyan etmişti. İngiltere, asi şerifi Kıbrıs’a sürdüğü için, Lawrence da devletin kendisine verdiği paye ve nişanları reddetti.

 Harp bitmiş, fakat bu adamın işleri bitmemişti. O, yıllarca Hint’i, Çin’i, Afgan’ı birbirlerine kattı. Afganistan kıralı Emanullah Han’ın tahttan indirilmesiyle biten büyük isyan tamamen Lawrence’ın eseriydi. 

1930’da Ağrı Dağı isyanında Kürt aşiretlerini başkaldırmaya teşvik eden, hudut hadiseleriyle İran'la aramızı bozmaya çalışan gizli kuvvetlerin başında bulunan yine Lawrence’dı. Bütün bu icraatlarına, 20 yıl ateş ve barutla oynamasına rağmen, o, bir manga asker karşısında veya bir darağacında can vermeyen müstesna casuslardan biridir. Albay Thomas Edward Lawrence, maceracı ruhuna çok yaraşan bir şekilde, bütün şuurunu kaybettiren bir motosiklet kazasından sonra 19 Mayıs 1935'te Londra’da öldü.

Ortadoğu Veliahdı BARZANİ Ailesi: Irak’ın en bitkin, yorgun ve zayıf düştüğü dönemlerde bile Mustafa Barzani Kerkük’e doğru olumsuz bir adım atmamıştı. Molla Mustafa, ki bazen, M16 ve CIA istihbarat servisi ile, bazen de MOSSAD’la masaya oturmuşluğu vardı. Mısır’ın ikinci Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır’dan, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’ye kadar dönemin birçok lideri ile görüşmeleri sürdürüyordu. Mustafa Barzani, gücü yetmişlerde çok ileri bir seviyede iken bile bugün Mesud BARZANİ’nin yaptığı gibi bir referanduma kalkışmadı. Ta ki 1975’te Cezayir Antlaşması’na kadar (6 Mart 1975'te Irak ile İran arasında Cezayir'de imzalanan, iki ülke arasındaki sınır anlaşmazlığı ve bazı diğer sorunları çözüme bağlayan anlaşma). Buna göre, iki ülke arasındaki sınır, Şatt-ül Arab suyolunun en derin noktasından geçecek ve İran, Irak'taki Kürtleri merkezi hükümete karşı desteklemekten vazgeçip, onlara yaptığı yardımı kesecekti. Ancak 1979'da İran'da Şah'ın devrilip İslam Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla, iki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşti ve 1980 Eylül'ünde İran-Irak savaşı başladı) O çok iyi biliyordu ki Kerkük Kırmızı Çizgidir. Kerkük’ü istemek göze kum serpmek gibiydi ve çok şey istemek anlamına geldiğini de biliyordu. Mustafa Barzani makul bir özerklik arzusuyla Amerika’da öldü. Çünkü o gücünün sınırlarını biliyordu. Kürt devletini ilan etmenin Kürtlerin sonu demek olduğunu iyice kavramıştı. Bir devlet düşünün, memurlarının maaşını ödeyemiyorsa, üretim tesisleri yoksa ve sadece tüketim toplumu ise, yaşama şansı ne kadar olabilirdi ki.

Oğul Barzani’nin maceracılığı, Irak’ın kuzeyinde yaşayan Kürt halkına yıkım ve hüsran getirecektir. Irak parlamentosunda Kürtlerin temsil oranının yaklaşık 20 olduğu ve bu Meclis’in “Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği” lideri Celal Talabani’yi, Irak devlet başkanlığına 10 yıllığına seçtiği dönemlerde, Irak’ın Kuzeyinde referandum neden gündeme gelmedi de, kısa bir süre önce gündeme geldi ve onca uluslararası uyarılara rağmen gerçekleşti? Bu güç nerden alınıyordu? Cevap  aslında çok basit: İNGİLİZ DERİN DEVLETİ bugünün tarihini daha önceden planladığı için, BARZANİ’nin pek de yapacak bir şeyi yoktu. Çünkü emir-komuta hiyerarşisinde sadece “EMREDERSİNİZ LORDUM” demek dışında başka bir seçeneği kalmadığı alenen ortadadır. Tabi ki İNGİLİZ DERİN DEVLETİ hemen hemen dünyanın birçok bölgesinde ve ülkesinde kimin ne kadar hükümdarlık ya da saltanat süreceği  “YAŞAM TAKVİMİ”ni oluştururken, her şeyi ince ayrıntısına kadar netleştirir. Bizdeki masaüstü takvimler gibi sadece gün, hafta, ay, yıl gibi ibarelerden mevcut değil takvimleri; Onlar, önce kişiye göre, oradan gruplara, sonra yerel, ulusal ve en son da uluslararası politikalar üreterek ve bunların uygulanabilirliğinin tespitini de içine alan, ayrıntılı var olma, büyüme, gelişme ve yok olma süreçlerini de kapsayan, zamana, zemine, ihtiyacına, kuvvet dengesine, sorunun çapına, tehdidin büyüklüğüne, kime, ne zaman, ne tür silahlar vereceğini, kimi, ne zaman, nerede, kime karşı kullanacağını hesaplayan geniş bir “YAŞAM TAKVİMİ” hazırlar, ve uygun zaman ve zeminde uygulamayı başlatırlar. Yakın tarihte,  Derin Devletin yapı elemanlarının, bazı devlet adamlarını ve liderlerini,  bugün olduğu gibi çeşitli oyunlara getirerek, ya O milletlerin sonunu getirmiş yada tahribatı uzun yıllar devam eden sonuçlar doğurmuştur. Örnek vermek gerekirse, Naziler yani Adolf Hitler ''faşizm'' görüşünü izleyerek sadece saf bir Alman ırkı yaratmak istiyordu. Sadece bununla kalmayıp, Avrupa’nın tam ortasında koskocaman bir Alman İmparatorluğu istiyordu ve sonuç, Alman ırkını alevlendirdiğinde Almanya’yı kaybetti. Saddam ise derin devletin en derin yapı taşlarının oyunu ile hem kendi sonunu getirdi, hem de Irak’ı kaybetti.

Şu tartışmasız bir gerçektir; Irak’ın kuzeyinde Barzani’yi bağımsızlık yönünde destekleyip, sonra da Türkiye’nin bütünlüğünü savunmak olanaksız. Bugün mevcut durumda Irak’ı bölmeye çalışan zihniyet, yarın Suriye’yi ve sonrasında Türkiye’yi ve İran’ı da böler. Bu projenin bir amacı da İsrail’e su ve enerji kaynakları sağlanmasını garanti etmek…İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2005’ten beri, İsrail’e istikrarlı enerji kaynaklarının temin edilebilmesi için, Kerkük ve Musul’dan Akdeniz’e, Suriye üzerinden petrol boru hattının yapılması gerektiğini söylüyor.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, Iraklı Kürt kardeşimizin kanının akmasını istemediğimiz gibi, her kanayan yarasına Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak tampon olduk, kapılarımızı sonuna kadar açtık ve misafir ettik. Yıllardır, Irak’ın kanayan yaralarını görmezden gelenlere tek dileğim, Allah’tan korkun, o çaresiz ve yoksul insanları uçuruma sürüklemeyin, devamı durumunda sonunuz haraptır.

 
Etiketler: İNGİLİZ, DERİN, DEVLETİNİN, ORTADOĞU, AJANI, !,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Eylül 2017
İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN YENİ PİYONU: BARZANİ
20 Ağustos 2017
AK PARTİ'DE Kİ REVİZYON!
16 Temmuz 2017
PENSİLVANYA ŞEYTANIN ÇOCUKLARI
09 Temmuz 2017
TAŞERON TERÖR ÖRGÜTLERİNİN İŞBİRLİĞİ
01 Haziran 2017
DARBE GİRİŞİMİ SAVUNMALARI..
29 Mayıs 2017
DARBEYİ ÜÇ HARFLİLER Mİ YAPTI ?
15 Mayıs 2017
FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ALİ CENGİZ OYUNU
02 Mayıs 2017
21 MAYIS KORKUSU SARDI !
25 Mart 2017
DÜN-BUGÜN ÇANAKKALE RUHU
05 Mart 2017
FETÖ+PKK Terör Örgütlerinin Avusturya'daki Faaliyetleri
28 Şubat 2017
VİYANA'DA OSMANLI'NIN AYAK SESLERİ
13 Şubat 2017
40 YILLIK KANLI FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ
27 Ocak 2017
CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ ve GENEL FAYDALARI
01 Ocak 2017
SARIKAMIŞ HAREKATI !
23 Aralık 2016
BAŞARAMADILAR, BAŞARAMAYACAKLAR !..
15 Aralık 2016
CESUR ŞEHİDİM !..
01 Kasım 2016
TARİHSEL SÜREÇTE KÜRT AŞİRETLERİ
29 Ağustos 2016
PYD/YPG=PKK’NIN SON KAMUFLAJI SDG Mİ?
11 Ağustos 2016
BİR İHANET HİKAYESİ.. BİR KAHRAMANLIK DESTANI!
06 Haziran 2016
SURİYELİ ÇOCUK
13 Mart 2016
Egemenlik versus TERÖRİZM
13 Ocak 2016
SARIKAMIŞ'TAN MEKTUP !
29 Aralık 2015
ALGI YÖNETİMİ VE GERÇEKLER: GÜNEYDOĞU’DA SON DURUM
21 Kasım 2015
G-20 DEĞERLENDİRMESİ
03 Haziran 2015
MİLLETİ KUCAKLAYACAK EN ÖNEMLİ ANAHTAR!
26 Mayıs 2015
MUTLAK İKTİDAR !..
13 Aralık 2014
KENDİNİ YENİLEMEZSEN, SİLİNİRSİN !..
24 Kasım 2014
EĞİTİMCİLER, DARBE İLE DEĞER BULDU
18 Kasım 2014
KADINA ŞİDDETE HAYIR !..
16 Mayıs 2014
SOMA KAN AĞLIYOR ! GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR..
08 Mart 2014
EHL-İ SÜNNET Mİ, EHL-İ KÜFR MÜ?
10 Şubat 2014
MEVZUU CEMAAT DEĞİL, SEN DAHA ANLAMADIN MI?
28 Kasım 2013
TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN, KALİTELİ EĞİTİM
02 Kasım 2013
AB'ye Elveda! ABD'ye Merhaba!
26 Ekim 2013
AĞAÇ SEVENLER Mİ? AĞAÇ'KAKAN'LAR MI?
10 Ekim 2013
'DARBEDENLER'den Olmak Ya da Olmamak!
30 Eylül 2013
Günümüz Osmanlı İmparatorluğu: ABD
06 Eylül 2013
Savaş Zorunlu Olmadıkça CİNAYETTİR..
30 Ağustos 2013
PAŞA, PAŞA! DEVLETİ KURTARABİLİRSİNİZ!..
21 Ağustos 2013
AYNI ÇATI ALTINDA İKİ MİLLETİN BARIŞI..
10 Ağustos 2013
'BARIŞ'LA GELEN BAYRAM
19 Temmuz 2013
Sahnede ABD, Mısır ve Ortadoğu
27 Haziran 2013
Yara Gezi Parkı'nda, Derman Devlette
18 Haziran 2013
ÇINARIMM, BABAM!..
10 Haziran 2013
GEZİ PARKI'NA KUŞBAKIŞI..
05 Haziran 2013
Post-Modern Polis Darbesi!
25 Mayıs 2013
'Büyük Ortadoğu' İçin GÜÇLER BİRLİĞİ
09 Mayıs 2013
Asli Değerimiz Ummetçilik!
30 Nisan 2013
Türkiye Cumhuriyeti
Haber Yazılımı