Yazı Detayı
18 Ekim 2017 - Çarşamba 12:35
 
KUYRUKLU YILDIZ TANRILARI
Tülay Sözeri
 
 

İngiliz yazar şair William Sheakspare’nin en ünlü eserlerinden birisi olan “Kral Lear” adlı oyun, dünya edebiyatında önemli bir yeri vardır. Yaklaşık 1605 yılında yazıldığı tahmin edilen oyun, Shakespeare’in günümüz değerlerine de ışık tutan trajedilerinden birisidir. Oyunda 3 kız çocuğu babası Kral Lear’ın trajedisine paralel olarak Gloucester’ın hikâyesi de paralel gitmektedir. İki hikâyenin de teması evlatlarından kötü olanların etkisiyle, iyi evlatlarını haksız yere cezalandıran babaların kendilerini düşürdükleri zor durum ve trajik sonları anlatılır. Edmund , Gloucester gayri meşru oğludur ve toplumdan dışlanmıştır. Hayatı boyunca iktidarın peşinden koşmuş ancak istenmeyen bir çocuk olması nedeniyle tüm haklarından mahrum bırakılmıştır. Düşündüğü tek şey vardır. Kendisine yapılanların intikamını almak. Vicdana kulak asmadan, ailede önemli bir yere sahip, kardeşini o kadar kıskanmaktadır ki, her türlü yalan ve iftiralarla onu suçlu duruma düşürür, kendisini sağlam bir konuma yerleştirir. Kötülüğü kasıtlıdır, planlıdır ve sınır tanımamaktadır.

Edmund’un ''İnsanoğlunun ne budala olduğunun resmidir bu. İşler biraz ters gitmeye başladı mı, ihtimal ki hepsi kendi hatamızın sonucudur. Oysa biz kendimizi suçlayacağımız yerde güneşi, ayı ve yıldızları suçlarız, Onlardır felaketimizin sorumlusu. Onlar zorladığı için hain, gökyüzü öyle emrettiği için soytarı, kürenin üstünlüğü yüzünden düzenbaz, hırsız ve vefasız oluruz. Gezegenlerin etkisi oturtur bizi içki sofrasına, yalan söyletir, sokar zinanın koynuna. Gökler böyle istiyor diye şeytanlara dönüşürüz biz. Korkunç mizacından bir yıldıza iftirayla sıyrılmak: Çiğ süt emmiş insanoğlunun takdire şayan kaçışı!'' tiradı oyunun en etkileyici kısımlarından birisidir.

Yaptığı kötülükten kendini sorumlu tutan, kendisini kandırmayan, yaptıklarının sorumluluğunu üzerine alan bir hain portresini çok güzel yansıtır Edmund karakteri. Canımızı yakarak, kendimizle yüzleştirerek, içimizdeki kara delikleri hatırlatarak, sahteliğimizi yüzümüze vurur. Dünyada olup biten hiçbir şeyin tesadüfi olmadığını anlatır. Sahte cennetlerimizde oturduğumuz kumdan tahtların nasıl da gelip geçici olduğunu vurgular hepimize.

 

Şu an yaşadığımız toplumsal deliliğin, insan olmanın gerektirdiği sorumluluklara sırt çevirmemizin nedenleri bu tiratta saklı değil midir? Her zaman bir mazeretin peşinde değil miyiz? Suçlarımızın, günahlarımızın bedelini hep birilerine ödetme çılgınlığında ortalığı birbirine katmıyor muyuz?

Sadece benim doğrularım doğrudur diyenler, arkalarında bıraktıkları yıkımla yüzleşebiliyor, kaderlerini değiştirdikleri insanların sorumlulukları üstüne alabiliyor mu? Suçsuzum hakim bey, ben en nazik, en vicdanlı kulunuzdum ki, kandırıldım diyenler, suçlu olan başkaları diye feryat edenler kendi kurduğu mahkemelerde aklandığını düşünse de vicdanlarının mahkemesinde gönül rahatlığı ile aklanabiliyor mu?

Kalbimizdeki siyah beyaz odalar açmıyor kapılarını birbirine, bir kavga kıyamet gidiyor evlerimizde. Katran karası fırtınalarda kayboluyor benliğimiz, vicdanımızın kapılarında oyalıyor bizi sessizliğimiz. Rüyalarımızın kapılarına dikilmiş gardiyanlarımız. Geçit vermiyor ruhumuzun ağlamalarına, sızlanmalarına. Kapı duvar olmuş vicdanlarımız, sadece ete kemiğe bürünmüş sevdalarımız.

Şimdi oturup düşünme zamanı, aynaya bakıp vicdanımızın uçurumlarına terk ettiğimiz insanlığımızı bulma zamanıdır. Yaşamanın sadece gezmek tozmaktan ibaret olmadığını , mal mülk edinmenin , kariyer yapmanın, bol sıfırlı banka hesaplarının peşinde koşmanın çok da önemli olmadığını unutmamamız gerekiyor. Asıl olan insan olmaktır, vicdan sahibi olmaktır, Hayata olan borcumuzu ancak bu şekilde ödeyebiliriz. O da ödeyebilirsek eğer.

 
Etiketler: KUYRUKLU, YILDIZ, TANRILARI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Eylül 2019
BİR AVUÇ GÖKYÜZÜ
05 Eylül 2019
EYMEN'İN KUL HAKKI
25 Ağustos 2019
ERKEK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
05 Ağustos 2019
NERELERDESİN ?
29 Temmuz 2019
SUS RUHUM !..
22 Temmuz 2019
MAĞARA ALEGORİSİ !..
16 Temmuz 2019
BEYNİMİZDEKİ AKREPLER
10 Temmuz 2019
MÜKEMMEL DUYGULAR
01 Temmuz 2019
BİR NEFES BİR HAYAT
24 Haziran 2019
DİDEROT ETKİSİ!
17 Haziran 2019
MUTSUZ İNSANLARLA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK !..
10 Haziran 2019
DÜŞÜYORUM, O HALDE VARIM!
25 Mayıs 2019
HABİL ve KABİL KARDEŞLER
18 Mayıs 2019
GÜNAYDIN ! NASILSINIZ ?
11 Mayıs 2019
GUERNİCA TABLOSU
04 Mayıs 2019
UMUDA YOLCULUK !..
25 Nisan 2019
SAKLAMBAÇ OYNAMAK...
18 Nisan 2019
DORİAN GRAY'İN PORTRESİ
22 Mayıs 2018
HARESE
28 Mart 2018
ÇÖL ÇOCUKLARI !
20 Mart 2018
UBUNTU FELSEFESİ
13 Mart 2018
İNSANLIĞA VEDA !
06 Mart 2018
KELEBEK TAKİBİ ..
21 Kasım 2017
YÜZLEŞMEK !..
14 Kasım 2017
İNSANIN KARANLIK YÜZÜ
07 Kasım 2017
ESTONYA FERİBOTU SENDROMU
31 Ekim 2017
ADALETİN BU MU DÜNYA?
25 Ekim 2017
UNUTULMUŞ GENÇLİK !..
12 Ekim 2017
ÖNYARGISIZ YAŞAMAK !..
13 Haziran 2017
FARKEDİLMEK !..
01 Haziran 2017
BİR DÜŞ GÖRDÜM
25 Mayıs 2017
DÖNÜŞÜM
04 Mayıs 2017
KUĞU OLMAK ..
24 Nisan 2017
GEMİSİNİ KURTARAMAYAN KAPTAN!
12 Nisan 2017
BİR FİL HİKAYESİ !
30 Mart 2017
DUYGULARIN ENERJİSİ
20 Mart 2017
İLETİŞİM BECERİSİ ..
15 Mart 2017
ÖLMEYE YATMAK !..
13 Mart 2017
MUTLU HALKLAR
09 Mart 2017
PANDORANIN KUTUSU
23 Şubat 2017
SİSAL BİTKİSİ
20 Şubat 2017
GUGUK KUŞU
16 Şubat 2017
HUZURLU OLMAK
02 Şubat 2017
TAMAMLANMAK !
31 Ocak 2017
SAKLI KENTLER !..
23 Ocak 2017
MUCİZELERLE TANIŞMAK
20 Ocak 2017
BEDENİM ve BEN !
16 Ocak 2017
GİTMEK !..
09 Ocak 2017
PORTAKAL KABUKLARI
03 Ocak 2017
MUTLU YILLAR !
30 Aralık 2016
KÜÇÜK BİR ARI
26 Aralık 2016
AVCINIZ KİM?
22 Aralık 2016
MİSAFİR ODALARI
19 Aralık 2016
FOTOĞRAFI OLMAYAN ÇOCUKLAR
14 Aralık 2016
MEKTUBUNUZ VAR !..
12 Aralık 2016
ATLANTİS ŞEHRİ !
07 Aralık 2016
AMİPLERİN DANSI !..
05 Aralık 2016
HIZLI YAŞAMLAR
Haber Yazılımı