Yazı Detayı
28 Ocak 2019 - Pazartesi 00:22
 
TÜRKİYE - SURİYE İLİŞKİLERİ
Dr. İmbat Muğlu
imbat.muglu@facebook.com
 
 

   Tarihsel süreç içerisinde Türkiye’nin Suriye politikasının su sorunu, Hatay meselesi, Hafız Esad’ın PKK’ya verdiği destek ve Öcalan Krizi bağlamında gergin bir süreçten geçtiği görülmektedir. Öcalan Krizi’nin Adana Protokolü’nün imzalanmasıyla birlikte çözüme kavuşması Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ikili ilişkilerin gelişimi için kırılma noktası olmuştur.

   Türkiye’nin Suriye ve daha geniş çerçevede Ortadoğu politikasındaki asıl değişken paradigma ise 2002 yılında AK Parti’nin iktidara gelmesiyle yaşanmıştır. Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından geliştirilen “komşularla sıfır sorun” prensibi kapsamında Ortadoğu’da çok daha aktif bir bölgesel politika benimsenmiştir.

   Bu bağlamda Suriye ile olan ilişkilerin gelişimi de olumlu bir ivme kazanmıştır.Türkiye  ile  Suriye  arasındaki  ilişkiler  uzun  süren  olumsuz süreçlerin ardından 16 Eylül 2009 tarihinde imzalanan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi  Anlaşması ile somut  bir  düzelme göstermeye başlamıştır.  13 Ekim  2009’da  Türkiye-Suriye  Yüksek  Düzeyli  Stratejik  İşbirliği  Konseyi  1. Bakanlar  Kurulu  toplantısı  gerçekleştirilmiş,  böylece  başlayan  sürecin  emin adımlarla  ilerlediği  inancı artmıştır. Arap Baharının Suriye’ye yansımasıyla birlikte başlayan rejim karşıtı gösteriler Türkiye-Suriye ilişkilerinde yeniden gergin bir döneme girildiğinin sinyallerini vermiştir.

 

    Türkiye Cumhuriyeti  Başbakanı Recep  Tayyip  Erdoğan,  6 Şubat 2011’de Beşar Esad’a; yaşanan Arap Baharından kaçış olamayacağını, bu sürecin eğer bir değişime içine girmez ve muhaliflerle barışmazsa Esad’ı da vuracağını söyleyerek, o güne dek olumlu giden Suriye-Türkiye ilişkilerinde bir sapma olacağının ilk işaretini vermiştir Türkiye, Suriye’deki olaylarla ilgili başta çok net bir tavır takınmasa da daha sonra demokrasi ve özgürlükten yana olduğunu belirterek Beşar Esad’a halkın taleplerini karşılayacak şekilde reformlar yapması tavsiyesinde bulunmuştur.

   Türkiye,  Dışişleri  Bakanı Ahmet Davutoğlu  kanalıyla  Esat’a, durumu kontrol altına alması ve Arap Baharından etkilenmemesi için üç talep iletmiştir: (1)  Uzun  zamandır  uygulanan  olağanüstü  halin  kaldırılması  ve  muhalefetin barışçıl  gösterilerine  izin  verilmesi,  (2)  Suriye’de  yaşayan  Kürtlere  kimlik verilmesi  ve  (3)  Ordunun  şehirlere  sokulmaması,  şehirlerde  polis  gücünün kullanılması. Ne  var  ki  Esad’ın  bu  talepleri  dinlerken  gösterdiği  soğukkanlı duruş, bir  kabullenmeyi  ve  Türkiye’nin önerdiği çizgiye  geçmeyi  beraberinde getirmemiştir. Esad ise Suriye’de, Tunus’ta başlayan halk isyanlarının Zeynel Bin Abidin’in görevden ayrılıp ülkeden kaçmasıyla sonlanması, Mısır’da Hüsnü Mübarek’in istifa etmesi, Libya’da Muammer Kaddafi’nin görevi bırakmak zorunda kalıp halkı tarafından öldürülmesi ile Bahreyn ve Yemen örneklerinde görüldüğü gibi köklü bir değişiklik yaşanmasına izin vermemiştir.

   Kırk yıldan fazladır Esad Ailesi tarafından yönetilen Suriye, Arap Baharını tersine çeviren rüzgâr konumundadır. Suriye’deki ayaklanmalar kısa süre içinde bir iç savaşa dönmüştür.Arap Baharının diğer ülkelerde görülen yansıması Esad’ın kısa sürede gideceği yönünde olmuştur fakat Türkiye “Esad’sız bir Suriye” politikasında yalnız kalmıştır. Zira ABD, Fransa ve Rusya gibi önemli rol sahibi ülkelerin seçim çalışmaları Suriye’ye gösterilen uluslararası ilgiyi azaltmıştır.Türkiye 2011 yazından itibaren muhalifleri desteklemeye başlamıştır. 2011 yılının sonu itibariyle Türk kamuoyu Türkiye’nin Ortadoğu politikalarında “yeniden güvenlikleştirmenin” gerekliliğine ikna edilmeye çalışılmıştır. Bu dönemin diğer bir özelliği ise artık Suriye’yi kimin yöneteceğine değil Suriye’nin nasıl yönetileceğine odaklanılmış olmasıdır. Suriye’de şiddetin durdurulması için Haziran 2012’de ilk uluslararası zirve olarak Cenevre görüşmeleri başlamıştır.Krizin ilk aylarından sonra 2012 itibariyle göçmen akımı hızla başlamıştır. Türkiye, Suriyeli göçmenlere kapılarını en fazla açan ülke olmuştur. 2012 yılından bu yana ülkemizdeki Suriyeli göçmen sayısı 3,5 milyonu geçmiş durumdadır. 

 

   Suriye’nin 20 Ekim 1998’de altına imza koyduğu ve PKK başta olmak üzere teröre verdiği desteği resmen kestiğini ilan ettiği mutabakat. Suriye’nin taahhütleri şöyle:

1-Abdullah Öcalan ve PKK unsurları Suriye’ye sokulmayacak.

2-PKK kamplarının faaliyetleri yasaklanacak.

3-Suriye’deki PKK’lılar adalete sevk edilerek yargılanacak.

4-Suriye topraklarında Türkiye aleyhtarı faaliyetlere izin verilmeyecek.

5-Suriye, PKK’nın terör örgütü olduğunu kabul ediyor.

6-PKK’nın Suriye’deki ticari faaliyetlerine izin verilmeyecek.

7-İki ülke güvenlik makamları arasında doğrudan telefon hattı kurulacak.

8-İki ülke arasında, Suriye’nin taahhütlerini denetlemek için, özel bir mekanizma oluşturulacak. Bu çerçevede Türkiye, Suriye’ye iki gözlemci gönderecek.

9-Suriye ile Türkiye arasında 1998’de imzalanan Adana Mutabakatı antlaşmasının gizli belge mahiyetindeki şartlarına göre Türkiye’ye Suriye’de sınır ötesi operasyon hakkı tanındı. Gizli tutulan madde, Suriye’den Türkiye’ye yönelik olası bir terör saldırısı durumunda, Suriyeli yetkililerin iznine gerek olmadan, Türk askerine operasyon yetkisi veriyor.

 

   Putin'in 21 sene önce imzalanmış ancak 2011'den bu yana işlerliği olmayan mutabakatı gündeme getirmesinin iki temel amacı olduğu kaydediliyor. Birincisi, son dönemde askeri hazırlıklarını tamamlayan Türkiye'nin tek taraflı bir müdahaleye kalkışıp Suriye sınırları içinde yeni bir cephe açmasını ya da ABD ile anlaşarak güvenli bölge oluşturmasını önlemeye çalışmak. İkincisi, güvenlik kaygılarına saygı gösterdiği Türkiye'ye terörle mücadelede en doğru yolun Suriye yönetimi ile iletişim kurmak olduğu mesajını verirken, Suriye yönetimine de Türkiye'ye dönük terör tehditlerini önleme taahhüdü anımsatmak. Artık Suriye krizinin yeni bir evrede olduğunu söylemek mümkün ve bu yeni evrede Türkiye geride bıraktığımız yıllara nazaran daha güçlüdür: Birincisi askeri olarak Suriye’nin bir çok bölgesinde varlık göstermesi Türkiye’nin soruna müdahil olan aktörler tarafından dikkate alınmasını zorunlu kılıyor. İkincisi Suriye krizinin siyasi çözümü aşamasında Türkiye bundan sonra öyle ya da böyle bütün süreçlerin asli unsurlarından biri olacak. Bu bağlamda muhalifler üzerinde sahip olduğu etki ve kontrol Türkiye’nin pozisyonunu bütün taraflar açısından daha anlamlı hale getirmiş durumda. Üçüncüsü ise Türkiye’nin PKK/PYD/YPG’nin Fırat’ın doğusundaki varlığına müsaade etmeyecek olmasının Türk-Amerikan ilişkilerinde belirleyici olacak olması.

 

   Türkiye’nin sahadaki askeri varlığı, muhaliflerle olan sıkı ilişkisi ve Rusya-Avrupa-ABD arasında kurduğu bağlantıyı sahaya başarılı bir şekilde yansıtabilmesi Suriye krizinin siyasi çözümünde Ankara’yı en önemli adreslerden biri haline getirecek. Türkiye sahanın gerekliliklerini yerine getirdikçe jeopolitik oyunda asli oyunculardan biri haline geliyor. Rusya ve Türkiye, Suriye iç savaşının sona erdirilmesi konusunda başlattıkları Astana ve Soçi görüşmeleriyle diplomatik açından da başarı kazanmışlardır. Suriye’deki iç savaşta sıcak çatışmalar durma noktasına gelmiş ve Suriye’den Türkiye’ye mülteci akını kesilmiştir. Hatta Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla oluşturulan güvenlikli bölgelere Türkiye’den geri dönüşler başlamıştır. Suriye iç savaşında çatışmaların sona ermesi Türkiye, Rusya ve İran arasında varılan mutabakat sayesinde mümkün olabilmiştir. Suriye halkı Amerika, Rusya gibi bölgeye ilgi duyan büyük güçlerden göremediği desteği Türkiye’de bulmuştur.

   Türkiye, Suriye görüşmelerinde Suriye halkının talepleri ve Suriye’nin geleceği konusunda arabuluculuk rolüne üstlenirken halihazırda bölgesel ve bölge dışı tüm aktörlerden farklı olarak rejim karşıtı politikası ile riskli bir sorumluluk altında bulunmaktadır.

 
Etiketler: TÜRKİYE, -, SURİYE, İLİŞKİLERİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Aralık 2019
PKK, İSLAM DÜŞMANIDIR !..
18 Kasım 2019
Sahi Siz HİÇ ŞEHİT OLDUNUZ MU?
09 Kasım 2019
ENERJİ KİMLİK BELGELİ BİNA!
28 Ekim 2019
CUMHURİYET
24 Ekim 2019
SOÇİ MUTABAKATI !..
09 Ekim 2019
EY FIRAT !..
24 Eylül 2019
TARİHE İZ BIRAKAN "AKSAÇLI"
17 Eylül 2019
SURİYE'NİN BİRLİĞİ İÇİN ÜÇLÜ ZİRVE
10 Eylül 2019
ACININ DİLİ TEKTİR !..
05 Eylül 2019
ÇIKMAZ SOKAK SURİYE
25 Ağustos 2019
GÜVENLİ BÖLGE
15 Temmuz 2019
DÜNYANIN ACİL KODU S-400
11 Temmuz 2019
Srebrenitsa Katliamı…
20 Haziran 2019
BAŞARAMADILAR, BAŞARAMAYACAKLAR..
12 Haziran 2019
KARDEŞLİK!
20 Mayıs 2019
19 MAYIS BAĞIMSIZLIK DİRENİŞİ
18 Nisan 2019
Şehit Esma el-Biltaci
11 Nisan 2019
ORTADOĞU'DA OLMANIN BEDELİ
30 Mart 2019
KOD ADI: GOLAN
18 Mart 2019
Dünya Tarihini Değiştiren Savunmanın Adıdır ÇANAKKALE
08 Mart 2019
DERİN YARANIN ADIDIR 28 ŞUBAT
15 Şubat 2019
SURİYE İÇİN ZAMAN BOLİVYA SAATİ
01 Şubat 2019
ÜNİVERSİTELERE PAPAĞAN ALMAYIN !..
17 Ocak 2019
ABD'nin Suriye Tutarsızlığı
29 Aralık 2018
Tarihin En Beyaz Günü SARIKAMIŞ !
09 Aralık 2018
SON EVRENSEL İMPARATOR !..
29 Ekim 2018
BİZİM CUMHURİYET
20 Ekim 2018
İNSANLIK DÜŞMANI PKK'NIN KATİL YÜZÜ !..
30 Eylül 2018
KADİM ŞEHİR CİZRE
21 Eylül 2018
12 EYLÜL GELECEĞE DARBE YAPTI
14 Eylül 2018
9 EYLÜL’de ’’Megalo İdea’’ DENİZE DÖKÜLDÜ
29 Ağustos 2018
PKK TERÖR ÖRGÜTÜ NASIL BİTER?
20 Ağustos 2018
55 YILLIK BASIN ÇINARI YAVUZ DONAT İLE..
04 Ağustos 2018
TESCİLLİ BEBEK KATİLİ PKK
25 Temmuz 2018
AYŞE TATİLDEN BİR DAHA DÖNMEDİ !..
25 Temmuz 2018
ÇANAKKALE RUHUNUN YANSIMASIDIR 15 TEMMUZ
15 Temmuz 2018
CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ
11 Temmuz 2018
FETÖ ve PKK'NIN BİRLİK TEMELİ
27 Haziran 2018
NEDEN DEVAM ?
16 Haziran 2018
KANDİL, TEK BİR DAĞ DEĞİLDİR !..
05 Haziran 2018
PKK'NIN KÜRT DÜŞMANLIĞI
29 Mayıs 2018
27 MAYIS 1960 DARBESİ
24 Mayıs 2018
DİRENECEĞİZ !..
17 Mayıs 2018
NEKBE
07 Mayıs 2018
24 HAZİRAN, TÜRKİYE'NİN YENİDEN ŞAHLANIŞININ ADIDIR
30 Nisan 2018
24 HAZİRAN KIRINTILARDAN KURTULMA GÜNÜ'DÜR
24 Nisan 2018
Tek Hikayesi Vatan Sevgisi Olan Kişinin Adıdır Ziya Sözen
10 Nisan 2018
1000 YILLIK TÜRK-KÜRT KARDEŞLİĞİ
05 Nisan 2018
KORUCULAR OLMASAYDI !..
31 Mart 2018
TÜRKİYE YANLIŞI BOZAR
19 Mart 2018
ÇANAKKALE DESTANI..
14 Mart 2018
ABD'NİN SURİYE TUTARSIZLIĞI
25 Şubat 2018
PKK’nın ‘‘KÜRT KARTI’’ Afrin’de Tutmadı
01 Şubat 2018
MESKUN MAHAL !..
29 Ocak 2018
AFRİN "Zeytin Dalı Harekatı"
23 Aralık 2017
BİR ACI KIŞ DESTANI: SARIKAMIŞ
11 Aralık 2017
KÜRDİSTAN BAHANESİ İLE BÜYÜK İSRAİL KURULUYOR
24 Kasım 2017
DÜNDEN BUGÜNE GÜVENLİK KORUCULUĞU SİSTEMİ
14 Kasım 2017
AHMET RECEP TEKCAN'I TANIMAK İÇİN ANLAMAK LAZIM!
13 Kasım 2017
SAAT 09:05
31 Ekim 2017
İNGİLİZ DERİN DEVLETİ YERYÜZÜNÜN EN SİNSİ EKİBİDİR..
09 Ekim 2017
İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN ORTADOĞU AJANI !
28 Eylül 2017
İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN YENİ PİYONU: BARZANİ
20 Ağustos 2017
AK PARTİ'DE Kİ REVİZYON!
16 Temmuz 2017
PENSİLVANYA ŞEYTANIN ÇOCUKLARI
09 Temmuz 2017
TAŞERON TERÖR ÖRGÜTLERİNİN İŞBİRLİĞİ
01 Haziran 2017
DARBE GİRİŞİMİ SAVUNMALARI..
29 Mayıs 2017
DARBEYİ ÜÇ HARFLİLER Mİ YAPTI ?
15 Mayıs 2017
FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ALİ CENGİZ OYUNU
02 Mayıs 2017
21 MAYIS KORKUSU SARDI !
25 Mart 2017
DÜN-BUGÜN ÇANAKKALE RUHU
05 Mart 2017
FETÖ+PKK Terör Örgütlerinin Avusturya'daki Faaliyetleri
28 Şubat 2017
VİYANA'DA OSMANLI'NIN AYAK SESLERİ
13 Şubat 2017
40 YILLIK KANLI FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ
27 Ocak 2017
CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ ve GENEL FAYDALARI
01 Ocak 2017
SARIKAMIŞ HAREKATI !
23 Aralık 2016
BAŞARAMADILAR, BAŞARAMAYACAKLAR !..
15 Aralık 2016
CESUR ŞEHİDİM !..
01 Kasım 2016
TARİHSEL SÜREÇTE KÜRT AŞİRETLERİ
29 Ağustos 2016
PYD/YPG=PKK’NIN SON KAMUFLAJI SDG Mİ?
11 Ağustos 2016
BİR İHANET HİKAYESİ.. BİR KAHRAMANLIK DESTANI!
06 Haziran 2016
SURİYELİ ÇOCUK
13 Mart 2016
Egemenlik versus TERÖRİZM
13 Ocak 2016
SARIKAMIŞ'TAN MEKTUP !
29 Aralık 2015
ALGI YÖNETİMİ VE GERÇEKLER: GÜNEYDOĞU’DA SON DURUM
21 Kasım 2015
G-20 DEĞERLENDİRMESİ
03 Haziran 2015
MİLLETİ KUCAKLAYACAK EN ÖNEMLİ ANAHTAR!
26 Mayıs 2015
MUTLAK İKTİDAR !..
13 Aralık 2014
KENDİNİ YENİLEMEZSEN, SİLİNİRSİN !..
24 Kasım 2014
EĞİTİMCİLER, DARBE İLE DEĞER BULDU
18 Kasım 2014
KADINA ŞİDDETE HAYIR !..
16 Mayıs 2014
SOMA KAN AĞLIYOR ! GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR..
08 Mart 2014
EHL-İ SÜNNET Mİ, EHL-İ KÜFR MÜ?
10 Şubat 2014
MEVZUU CEMAAT DEĞİL, SEN DAHA ANLAMADIN MI?
28 Kasım 2013
TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN, KALİTELİ EĞİTİM
02 Kasım 2013
AB'ye Elveda! ABD'ye Merhaba!
26 Ekim 2013
AĞAÇ SEVENLER Mİ? AĞAÇ'KAKAN'LAR MI?
10 Ekim 2013
'DARBEDENLER'den Olmak Ya da Olmamak!
30 Eylül 2013
Günümüz Osmanlı İmparatorluğu: ABD
06 Eylül 2013
Savaş Zorunlu Olmadıkça CİNAYETTİR..
30 Ağustos 2013
PAŞA, PAŞA! DEVLETİ KURTARABİLİRSİNİZ!..
21 Ağustos 2013
AYNI ÇATI ALTINDA İKİ MİLLETİN BARIŞI..
10 Ağustos 2013
'BARIŞ'LA GELEN BAYRAM
19 Temmuz 2013
Sahnede ABD, Mısır ve Ortadoğu
27 Haziran 2013
Yara Gezi Parkı'nda, Derman Devlette
18 Haziran 2013
ÇINARIMM, BABAM!..
10 Haziran 2013
GEZİ PARKI'NA KUŞBAKIŞI..
05 Haziran 2013
Post-Modern Polis Darbesi!
25 Mayıs 2013
'Büyük Ortadoğu' İçin GÜÇLER BİRLİĞİ
09 Mayıs 2013
Asli Değerimiz Ummetçilik!
30 Nisan 2013
Türkiye Cumhuriyeti
Haber Yazılımı