Yazı Detayı
04 Mayıs 2019 - Cumartesi 22:17
 
UMUDA YOLCULUK !..
Tülay Sözeri
 
 

İşlek bir cadde, tam öğlen saatinde insanlar deli gibi sağa sola koşuşturuyor. Simit kafeler dolu, lokantalar dolu, büfelerin önü dolu. Sel gibi akan insanlar arasında zavallı bir serçe son sürat uçmaya çalışıyor. Ama o kadar küçük , kanat çırpmaları o kadar güçsüz ki, kalabalığın içine düşmemek için büyük bir çaba içinde olduğunu oturduğum yerden hissedebiliyorum Arada bir güvenli bir yere konarak, bu azgın kalabalığa kurban olmamanın yollarını aramaktan başka bir çaresi yok. Birkaç saniye sonra oturduğum masanın benden uzak olan bir köşesine konuyor. Sanki onu izlediğimi anlar gibi telaşlı ve ürkek. Sakatlığına rağmen, kafa sallamaları, hızla etrafını tarayışları herhangi bir serçeden farklı değil. Tabağımdaki yemekten bir parça alıp, onun için belki bir umut olurum, ona başka bir dünyanın kapılarını açarım diye yavaşça ona uzatıyorum. Ama bu gafletim minik serçeyi iyice ürkütüyor. Aniden havalanıp, başka bir masaya konuyor. Bu sefer yanına yaklaşma cesaretini kendimde bulamıyorum. Onu sessizce uzaktan izlemekle yetiniyorum. Nasıl da güzel saf bir enerjisiyle dolu. Htiği korkuya rağmen nasıl da güçlü, nasıl da tamahkâr. Umudunu yeniden kazanabilmesi için güvene ihtiyacı var. Güvene ve yaşam gücüne.

Şu kocaman evrenin tüm sırları sanki gözlerine akmış. Yaradılışının saf enerjisi umut dolu, coşku dolu. En zayıf anında bile onu yaşamın içine çeken bu güç, tüm yoksunluklara rağmen umutlu olma duygusu içimi sarıp sarmalıyor. Şu an bu zavallı serçeden hiç bir farkım yok. Benim yerime seven, benim yerime yaşayan kocaman bir dünya da en az onun kadar korumasız, onun kadar yalnızım. Üstünü kapattığım gerçeklerin soğukluğunda en az onun kadar yaralıyım. Yaşama karışmanın binbir yolu varken, gittiğim yollar , kırılganlıklarım en az onunki kadar içgüdüsel. Ama gariptir ki, aynı şeyleri başka bir yaratışta htiğim an sanki içimdeki telaş soluyor, arayışlarım bir anlam buluyor. Şu anki tek gerçeğim yalnızlığımı dindiren, içimdeki güvensizlik dağlarını lime lime eden, yaradılışımın mucizesini iliklerime kadar htiren , yaralı serçeden bana akan bu güç. Nefesimi kesen bu saf güç o kadar güzel , o kadar sahici ki, bırak diyor sanki bırak sıkı sıkıya tutunduklarını, suçlamalarını, suçlanmalarını, yalvarıp yakarmalarını, hayata kapanmalarını.

Oturduğum masanın yanından sel gibi akan insanların enerjisi bile kesemiyor serçenin gözlerinden bana akan bu sarsıntıyı. Binlerce, yüzbinlerce insanla birlikte , bir bilinmeze doğru dümeni bozuk bir gemi gibi, azgın dalgaların arasından hızla yol alıyorum. Hayallerim çok, umutlarım sıcak, kimi zaman endişeli, kimi zaman umursamaz, kimi zamansa boş vermişliğin rahatlığına sığınarak devasa kalabalığın içinde küçüldükçe küçülüyorum. Atomun en küçük parçalarına bölündüğü gibi bölünerek, ruhumdaki sancıları umursamadan basit telaşları, basit soruları bırakarak, derin bir umutla güne karışıyorum.

Bir kubbe huzur için neler feda etmek istiyorum aslında. Her geçen gün hayatımdan küçük bir parça kopararak, beni yok eden zaman canavarına direnmenin, ölüm korkusunu dindirmenin yollarını arıyorum sanki. Bir hap gibi yutturulmaya çalışılan sabun köpüğü hayalleri, tenime her değdiğinde beni olduğum yerde sıçratan ateşleri, gecelerime musallat olan yaşanmamışlıkları tamamen unutmak istiyorum.

Yaralı serçe hala karşı masada . Yola koyulmak için gücünü toparlamış gibi. Aksayarak giden hayatına sahip çıkmanın sihrini bulmuş farkında olmadan. Ne olursa olsun yol almak, evirilmek üzere kurulmuş varlığına sahip çıkmak. Küçücük varlığı, evreni yutacak kadar güçlü olan saflığı ile uçuşa hazırlanıyor. Karşısındaki şu zavallı yazarı da beraberinde götürdüğünü bilmeden havalanıyor. İçim sıcak, kendimi bulmuş gibi dingin bir şekilde arkasından bakakalıyorum. Bu anlık umudumun kalıcı olmayacağın bile bile , sanki hep o yürekte olacakmışım gibi heyecanlanarak, yaratılışıma , Yaratana binlerce kez teşekkür ediyorum. Elimdeki kahvenin sıcaklığıyla, rüzgârın dokunuşuyla gözden kaybolan serçeyle vedalaşmanın yollarını arıyorum. Bu gerçek bir veda olursa tabi.

 
Etiketler: UMUDA, YOLCULUK, !..,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Eylül 2019
BİR AVUÇ GÖKYÜZÜ
05 Eylül 2019
EYMEN'İN KUL HAKKI
25 Ağustos 2019
ERKEK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
05 Ağustos 2019
NERELERDESİN ?
29 Temmuz 2019
SUS RUHUM !..
22 Temmuz 2019
MAĞARA ALEGORİSİ !..
16 Temmuz 2019
BEYNİMİZDEKİ AKREPLER
10 Temmuz 2019
MÜKEMMEL DUYGULAR
01 Temmuz 2019
BİR NEFES BİR HAYAT
24 Haziran 2019
DİDEROT ETKİSİ!
17 Haziran 2019
MUTSUZ İNSANLARLA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK !..
10 Haziran 2019
DÜŞÜYORUM, O HALDE VARIM!
25 Mayıs 2019
HABİL ve KABİL KARDEŞLER
18 Mayıs 2019
GÜNAYDIN ! NASILSINIZ ?
11 Mayıs 2019
GUERNİCA TABLOSU
25 Nisan 2019
SAKLAMBAÇ OYNAMAK...
18 Nisan 2019
DORİAN GRAY'İN PORTRESİ
22 Mayıs 2018
HARESE
28 Mart 2018
ÇÖL ÇOCUKLARI !
20 Mart 2018
UBUNTU FELSEFESİ
13 Mart 2018
İNSANLIĞA VEDA !
06 Mart 2018
KELEBEK TAKİBİ ..
21 Kasım 2017
YÜZLEŞMEK !..
14 Kasım 2017
İNSANIN KARANLIK YÜZÜ
07 Kasım 2017
ESTONYA FERİBOTU SENDROMU
31 Ekim 2017
ADALETİN BU MU DÜNYA?
25 Ekim 2017
UNUTULMUŞ GENÇLİK !..
18 Ekim 2017
KUYRUKLU YILDIZ TANRILARI
12 Ekim 2017
ÖNYARGISIZ YAŞAMAK !..
13 Haziran 2017
FARKEDİLMEK !..
01 Haziran 2017
BİR DÜŞ GÖRDÜM
25 Mayıs 2017
DÖNÜŞÜM
04 Mayıs 2017
KUĞU OLMAK ..
24 Nisan 2017
GEMİSİNİ KURTARAMAYAN KAPTAN!
12 Nisan 2017
BİR FİL HİKAYESİ !
30 Mart 2017
DUYGULARIN ENERJİSİ
20 Mart 2017
İLETİŞİM BECERİSİ ..
15 Mart 2017
ÖLMEYE YATMAK !..
13 Mart 2017
MUTLU HALKLAR
09 Mart 2017
PANDORANIN KUTUSU
23 Şubat 2017
SİSAL BİTKİSİ
20 Şubat 2017
GUGUK KUŞU
16 Şubat 2017
HUZURLU OLMAK
02 Şubat 2017
TAMAMLANMAK !
31 Ocak 2017
SAKLI KENTLER !..
23 Ocak 2017
MUCİZELERLE TANIŞMAK
20 Ocak 2017
BEDENİM ve BEN !
16 Ocak 2017
GİTMEK !..
09 Ocak 2017
PORTAKAL KABUKLARI
03 Ocak 2017
MUTLU YILLAR !
30 Aralık 2016
KÜÇÜK BİR ARI
26 Aralık 2016
AVCINIZ KİM?
22 Aralık 2016
MİSAFİR ODALARI
19 Aralık 2016
FOTOĞRAFI OLMAYAN ÇOCUKLAR
14 Aralık 2016
MEKTUBUNUZ VAR !..
12 Aralık 2016
ATLANTİS ŞEHRİ !
07 Aralık 2016
AMİPLERİN DANSI !..
05 Aralık 2016
HIZLI YAŞAMLAR
Haber Yazılımı