22 Nisan 2026 - Çarşamba
Okullarımızda Yaşananlar !..
Önceki gün Urfa’da, sonraki gün Maraş’ta çok üzücü iki olayı yaşadık. Okul gibi ulvi bir mekânda, katliam ve ne için neden yapıldığı manasız ve büyük elem verici durum.
Yazar - İbrahim Keskin
Okuma Süresi: 4 dk.
34 okunma

İbrahim Keskin
ikeskin2@gmail.com - 0 542 327 40 90 Önceki gün Urfa’da, sonraki gün Maraş’ta çok üzücü iki olayı yaşadık. Okul gibi ulvi bir mekânda, katliam ve ne için neden yapıldığı manasız ve büyük elem verici durum. Öğretmen ve milli eğitim camiası, çocuklarımız bunu hak etmiyor. Devletimiz ebet mübettir ve bizim için çok değerlidir. Ancak bugünümüzün ümidi ve aynası geleceğimizin güveni ve teminatı olan gençliğimizi, evlatlarımızı bu şiddet ikliminden, bu acımasızlıktan nasıl kurtaracağız?
EĞİTİM çok çok önemli bir kurum. Bu kurumu devlet millet el ele vererek hepimizin üzerine ne gibi görev düşüyor ise ne yapmamız lazım ki, ulviyetini, itibarını koruyalım? Okullarımızda ve çevresinde nasıl bir önlem ve tedbir alalım ki, bu olaylar tekrar vücut bulmasın.
Yaşanan bu acı hadiseler toplumun vicdanında derin yaralar açıyor. Bir eğitim kurumunun şiddetle anılması, sadece o şehirlere değil, ülkenin geleceğine sıkılan bir kurşun gibidir. Acımız büyük. Allah bir daha tekrarını göstermesin. Okullarımızı birer "güven kalesi" haline getirmek ve şiddet iklimini dağıtmak için devlet, okul, aile ve toplum dörtgeninde atılması gereken somut adımları bugün herkes konuşuyor, açıklıyor, yazıyor, çiziyor...
Okul çevrelerinin güvenli hale getirilerek aynı zamanda fiziksel güvenliğin de sağlanması bir kere şart. Okul içlerinde (ki bugün uyuşturucu madde kullanımı ortaokullarımıza kadar girmiş durumda) narkotik ve asayiş denetimlerinin arttırılması özellikle şart. Öğretmenlerin korunması ve eskiden olan itibarlarının yeniden
kendilerine verilmesi.. Çünkü öğretmenlik artık saygın bir meslek olmaktan çıkmış durumda. Bu nedenle öğrencilerimiz öğretmenlerine ve buna öğrenci velilerini de ekleyebiliriz; öğretmenlere gereken saygıyı göstermiyor, sevgileri kalmadı.
Eğitim sistemimizde rehberlik hizmetlerinin de güçlendirilmesi gerekiyor. Ama asıl önemli olan, devletimize ve eğitim sistemimize bir yenilik yapma görevi düşerken ailelerimize çok büyük sorumluluk düşmekte. Bir okulu korumak, bir vatanı korumaktır. Devletin kararlılığı ve milletin bu kutsal kuruma sahip çıkma iradesi birleştiğinde, şiddet iklimi yerini yeniden huzura bırakacaktır.
Yaşı 40’ın üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaktır. Eskiden öğretmenler baş tacımızdı. Hem öğrenciler hem de öğrencilerin aileleri adına.. Kutsal bir meslek olarak görülürdü öğretmenlik. Hatta öğretmenler, öğrenci velilerini ve ailelerini de eğitirlerdi bir anlamda. Okullarda bırakın öğretmen-veli kavgasını öğrenciler bile kavga etmez veya aralarında sorun bulunan öğrenciler bunu okul dışında yine kendi
aralarında çözerlerdi.
Oysa bugün okullarımız ne hale geldi görüyoruz. Umuyorum ki geçtiğimiz günlerde yaşadığımız bu acı olaylar bir son olur, bizler için bir uyarı olur. Anne ve babalar artık çocuklarını el bebek gül bebek büyütmemeli, yaşamın zor şartlarına onları hazırlayabilmeli.
Elbette günümüz koşullarına bağlı olarak herşey bir silsile gibi ardı ardına geliyor, birbirine bağlı hep. Ama yarınımızın, geleceğimizin büyükleri olan çocuklarımızı daha iyi yetiştirmeli, sağlıklı, namuslu, adaletli, karakterli, eğitimli, saygılı bir nesil oluştururuz.
Her şey bizim elimizde.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları


