Haber Detayı
24 Kasım 2018 - Cumartesi 11:23
 
Zafer Altınkaynak, Etimesgut'ta Onur Mücadelesi Veriyor
Etimesgut’un siyasi gündemi Belediye seçimleri ile yeniden hareketlenmiş gözüküyor. Adaylar birbiri ardına açıklamalarda bulunuyor. Bir dönem Etimesgut Belediyesi Başkan Yardımcılığı da yapan Zafer Altınkaynak yeniden belediyede görev yapmak için talip ama bu sefer başkanlık için aday. Kendisiyle yaptığımız söyleşide Etimesgut adına önemli cümleler kuruyor.
Etimesgut Haberi
Zafer Altınkaynak, Etimesgut'ta Onur Mücadelesi Veriyor

En dikkat çekicisi ise “Dava, bence FETÖ’nün hükümete karşı ilk nabız yoklamasıydı, ilk atağıydı. Bu davadaki herkes örgüt suçlamasından beraat etmiştir. Maalesef, bazı davalardan hüküm giyenler de oldu. Ancak belirtmeliyim ki hakkımda ki tüm davalardan beraat ettim.” diyor. Ve ekliyor: “Aradan geçen bunca yıla rağmen de gerek memuriyet görevim icabı gerekse davaların devam etmesinden dolayı bu konuda kamuoyuna bir açıklama yapamadım. İnanıyorum ki söylediklerim ve mağduriyetim milletimizin vicdanında yankı bulacaktır. Şunu belirtmeliyim ki adaylığım sadece siyasal bir çıkış değildir. Benim adaylığım aynı zamanda bir onur mücadelesidir. İnanıyorum ki onurlu ve vicdanlı herkes beni anlayacaktır.”
 
   Belediyecilik anlamında tecrübesi olan biri olarak, Etimesgutluların tanıdığı bir simasınız. Ancak geçmişte Etimesgut Belediyesi içerisinde tatsız bir takım olaylar yaşadınız. Şu ana kadar da bu konularla ilgili doğrudan bir beyanatınız olmadı. O dönemle ilgili konuşmayı düşünmüyor musunuz? Neden bugüne kadar hiç konuşmadınız?

   ALTINKAYNAK:  Bu soru için öncelikle teşekkür ederim. Aslında aday adayı olmamın nedenlerinden biri de bu soruya cevap vermekti. 2004 yerel seçimleri sonrası meclis üyesi ve başkan yardımcısı olarak göreve başladım. Etimesgut için hayallerim vardı. Hizmet edebilmem için öncelikle belediyeciliği öğrenmem gerektiğini gördüm ve bunun içinde çok çalıştım. Bu süreç içerisinde pek çok alanda eğitim aldım ve belediyeciliği öğrendim. Ancak o dönemde belediyenin mali imkanları zihnimdeki projeler için yeterli değildi. Öncelikle belediye gelirlerini artırmak için çalışma yapmam gerekiyordu. Teknolojinin ilerlediği yönü görüyordum. İnovasyon, değişim gibi kavramların ve bu kavramların evrileceği istikametleri aşikar bir şekilde fark ediyordum. Belediye ve belediyecilik hizmetlerinin bu kavramların ve teknolojinin dışında kalması mümkün olamazdı. Zaten de geldiğimiz nokta beni haklı çıkardı. Söylemek isterim ki ve bunu da gururla ifade etmek isterim ki, Türkiye’de bu anlamda ilk çalışmaları yapan kişilerden birisiyim. Şöyle ki, Adrese Dayalı Kayıt  Sistemi daha devreye alınmadan biz Etimesgut’ta buna benzer sistemi devreye almıştık. Bundan dolayıdır ki, adrese dayalı kayıt sistemine Türkiye’de ilk olarak Etimesgut dahil olmuştur.

   Sanırım, e-belediyecilikte Türkiye’de bir ilkti.
   Hayır, e-belediyecilik anlamında belki bir ilk değildi ama kapsam anlamında bir ilkti. Doğrusu e-belediyecilik bu projenin sadece bir ayağıydı. Bahsettiğim şu anda da belediye tarafından kullanılmakta olan Akıllı Kent Otomasyon Sistemi’dir(AKOS). Bu sistemle belediyenin gelirlerini artırmakla kalmadık tahsilat çeşitliliğini artırdık. Ayrıca belediyenin dijital dönüşümü için ve e-belediye faaliyetleri için ilk adımı atmış olduk. Bununla da kalmadık Etimesgut Belediyesi’nin data altyapısını tamamıyla yeniledik. Bir diğer konuda belediye içindeki birimler arasındaki ilişkiyi organik hale getirdik.

   Etimesgut Belediyesi’ne olan katkısını anlatır mısınız, tabi bir de vatandaşa olan tarafı var?
    Hemen gelirler açısından size bir rakam vereyim daha ilk senesinde belediye gelirlerini 3 katına çıkardı. Yanlış hatırlamıyorsam Şeker Fabrikası arazisinden eksik beyan nedeniyle  Emlak Vergisi olarak 2 milyon TL vergi geliri kaydettik. AKOS’un maliyeti bu rakamın 3’te 1’i bile değildi. Mükelleflerden kaydettiğimiz vergi gelirini varın siz düşünün… Ayrıca her bir mükellefi tek bir sicil numarası ile takibe başladık. Birimler arası data iletişimini üst seviyeye çıkararak birbirlerinden haberdar olmalarını sağladık. Bu ise etkin ve hızlı bir hizmet kalitesini doğurdu. Belediye bütçe işlemlerinde ciddi bir ivme kazandık. Vatandaş açısından ise belediye işlemlerini internetten yapmaya başlamasını sağladık. Belediyede oluşan kuyrukları tarihe kaydettik. Şehrin belirli bölgelerine kiosklar kurarak vatandaşımızın belediyeye gelmesinin önüne geçerek hizmeti ayaklarına götürdük. T-belediye ile telefondan bilgi aktarım sistemini kurduk. SMS belediyeciliği ile vergi dönemlerinde ödemeleri gereken miktarları vatandaşımıza bildirdik. Ayrıca internet üzerinden de ödeme imkanlarını sağladık.

   Uygulama açısından da sizi farklı bir noktaya getirmiştir.
   Tabi ki, öncelikle e-belediye alanında bu kapsamda bir ilkti. Öte yandan, Etimesgut’un her evine, her sokağına girerek; gerek demografik yapısı gerek fiziki yapısı gerekse altyapı haritasını çıkardık. Daha sonra paydaşlarımız olan Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, BOTAŞ, Türkiye Elektrik Kurum, Telekom, Milli Eğitim Bakanlığı ve muhtarlıklarımız gibi kurumlarla irtibata geçerek ve ellerindeki Etimesgut İlçemiz ile ilgili bilgileri alarak, sahadan topladığımız bilgilerle eşleştirdik. Aldığımız bu bilgileri sahadan topladığımız bilgilerle güncelleyerek, kurumlara geri bildirim verdik. Etimesgut’un her anlamda haritasını çıkarmış olduk. Bununla da şunu amaçladık öncelikle, vereceğimiz hizmetleri planlamak ve kayıp kaçaklarımızı tespit ederek, belediye gelirlerini artırmaktı. İkincil amaç olarak, paydaşlarımız olan kurum ve kuruluşlarının Etimesgut ile ilgili yatırımlarını güncel verilere dayanarak yönlendirmek ve yatırım bütçelerine dahil etmekti. 
     Örneğin, Etimesgut’umuz hızlı geliştiği için kamu kurum ve yatırımları gecikmekteydi. Gelişen bir mahallemizde nüfus yoğunluğundan kaynaklanan derslik ihtiyacı hasıl olacağını önceden görebiliyor ve bu konuyla ilgili olarak Milli Eğitime verileriyle birlikte bildirimde bulunup, gerekli yatırım isteğinde yani okul ya da derslik talebinde bulunuyorduk. Başka bir örnek elektrik trafolarında da ihtiyacı ön görebiliyorduk. Bütün bu konularla ilgili güncel verileri de muhtarlıklarımızı sisteme online olarak bağladığımızdan an be an görebiliyorduk.
     Sahayı güncel olarak görebilmek planlama kolaylığı getirirken, aynı zamanda sahadan güncellediğimiz mülkiyet bilgileriyle, belediyede sayısallaştırdığımız imar kayıt bilgilerini karşılaştırdığımızda gördük ki, ciddi anlamda kayıp kaçağımız varmış.
    Şöyle ki; emlak vergisi beyana tabi bir vergidir. Yani evi veya arsası olan vatandaşımızın bir kısmının bilmeden gerçek beyan  vermediğini fark ettik. Ancak şunu da gördük ki vatandaşımız nasıl beyan vereceğini de bilmiyordu. Örneğin, aldığı daire 120 metrekare ise bu miktar üzerinden vergisini vermekteydi. Oysa oturduğu binadaki ortak kullanım alanlarının vergisinin sorumluluğu dahilinde olduğunu bilmemekteydi. Bizim yaptığımız sistemle kişi beyana geldiği zaman bu alanlarında hem sorumluğu dahilinde olduğunu öğrendi hem de bizim imar ve hesap işleri birimlerimiz arasındaki ilişkinin daha fonksiyonelleşmesi sayesinde daha doğru bir sürece yürümüş olduk. Bu da vatandaşımıza karşı daha kaliteli ve adaletli bir hizmet anlayışını getirdi.

   Sanırım bu proje pek çok ödül de aldı! Hangi ödülleri aldınız?

    Kaç kere ödül aldığını bilmiyorum ama bir çok ödül aldığını biliyorum. İşin komik tarafı proje koordinatörü olarak, projeyi tasarlayan ve uygulayan biri olarak bu ödülleri görmedim.

   Nasıl yani sizi bu ödül törenlerine çağırmadılar mı?

   Hayır, çağırılmadım. Projeyi tamamladıktan sonra, 2007 yılında belediyeden ayrılmıştım. Ancak daha sonraları her iki başkanında bu proje ile Türkiye ölçeğinde ödüller aldığını biliyoru
   

    Peki, neden ayrıldınız?

    Ben iş ve başarı odaklı çalışan biriyim. Verimli olamayacağımı bildiğim bir yerde ısrarcı olmam ve o makamı da işgal etmem. Aslında, Etimesgut Belediyesi ve halkımız için daha bir çok projelerim vardı. Ancak o günlerde belediyede bunları uygulayacak imkanlarımın kalmadığını görüyordum. Gerek üzerinde çalıştığım gerekse uygulamaya başladığım(Kent Merkezi Düzenlemesi Projesi gibi, ki oldukça büyük bir projeydi.) projeleri uygulayamayacağımı gördüğümden, o dönemde başkanla da yönetimsel anlamda bir takım fikir ayrılıklarına düştüğümüzden, elimdeki projeleri teslim ettim ve hem meclis üyeliğinden hem de başkan yardımcılığı görevimden istifa ederek, milletvekilliği aday adaylığı için müracaat ettim. Aslında o dönemde belediyecilik defterini kendi adıma kapatmıştım. Ancak ayrıldıktan 3 yıl sonra, yani 2010 yılında kapıma dayanan polis memurlarını görünce o defterin kapanmadığını anladım. Aradan geçen bunca yıla rağmen de gerek memuriyet görevim icabı gerekse davaların devam etmesinden dolayı bu konuda kamuoyuna bir açıklama yapamadım. İnanıyorum ki söylediklerim ve mağduriyetim milletimizin vicdanında yankı bulacaktır. Şunu belirtmeliyim ki adaylığım sadece siyasal bir çıkış değildir. Benim adaylığım aynı zamanda bir onur mücadelesidir. İnanıyorum ki onurlu ve vicdanlı herkes beni anlayacaktır.

   Polis kapınıza neden dayanmıştı?

    Önce bir anlam veremedim. Belediyede yaptığımız icraatlara yönelik, iş ve işlemlere dair davaların açıldığını duyuyordum. Ancak bunlarla ilgili bana herhangi bir şekilde savcılıktan, mahkemelerden ya da belediyeden bir tebligat gelmemişti. Evimde arama yapıldı ve gözaltına alındım. 3-4 günlük gözaltı sürecinden sonra mahkemece serbest bırakıldım. Tabi kendini işe ve başarıya adamış birinin polis tarafından göz altına alınması tam bir travma yaratıyor..

   Yurtdışına kaçtığınız söylendi, doğru muydu?

   Tabi ki, hayır. Zaten mahkemece serbest bırakılmıştım. Yurtdışı çıkışıma da bir engel yoktu. Sonrasında hafızam beni yanıltmıyorsa, 7-8 gün sonra önceden randevusu alınmış bir iş görüşmesi için Libya’ya geçtim. Kaldı ki uçak biletimi 1 ay önceden almıştık. Malum önceden alınan biletlerde bir indirim imkanı sağlıyorsunuz.

   Bir de Lübnan ve Amerika lafı dolaştığını hatırlıyorum o dönemde!

    Evet bunu ben de duydum. Ancak hayatımda Lübnan’a gitmiş değilim. Amerika derseniz birkaç sene önce gitmiştim. Dediğim gibi Libya’ya iş seyahati için gittim. Bu arada Lübnan’a da gitmek isterim doğrusu, giden arkadaşlardan görülesi bir ülke olduğunu duyuyorum.(gülüşmeler) Ancak pasaport bilgilerimden gidip gitmediğim çok rahatlıkla anlaşılabilir. Öte yandan Libya’ya gittikten 6 ay sonra ve duruşmalardan 3 ay önce geri dönerek ilk mahkemede bulundum.

    Bugün geriye baktığınızda, tüm yaşadıklarınızdan çıkardığınız sonuç nedir?

    Beni mahkemeler boyunca rahatsız eden ve hazmedemediğim en önemli olay davaların açılması değil, örgüt suçlamasıydı. Elbette ki bulunduğum konum itibariyle, yaptığımız görevler itibariyle soruşturmalar açılabilirdi. Sonucu mahkemelere yansıyabilirdi. Bizde gider bunlara gereken savunmaları yapardık. Oysa olay örgüt boyutuna taşındı ve bu davaya özel soruşturma salonları inşa edildi. Davaların içeriği daha duruşmalar devam ederken internet haber sitelerine servis edildi. Biz daha yargılanmadan kamuoyunun vicdanında itibarsızlaştırılarak mahkum edildik. Galiba hedef de buydu. Ama asıl hedefin daha büyük olduğunu sonradan öğrendim.

    Davanın arkasında başka hedefler mi vardı?

    Tabi ki, öncelikle, bizim siyasi hayatımızı bitirmek ve bizim üzerimizden hükümeti zayıflatmaktı. Zaman içerisinde bunun böyle olduğu ortaya çıkmıştır. Örneğin soruşturmayı yürüten mülkiye müfettişleri ve davaya bakan baş savcı vekili de dahil, savcılar şu anda FETÖ davasından yargılanıyorlar.

   Yani sizin suçlanma süreciniz FETÖ tarafından mı organize edildi, öyle ise, neden siz?

    Evet, her şeyden önce bu dava bence FETÖ’nün hükümete karşı ilk nabız yoklamasıydı. Yani bir nevi testiydi. Neden diyecek olursanız; o zaman ki gazete başlıklarına bakarsanız olay, “Başbakanın Avukatı yolsuzluktan içeride”, “Başbakanın avukatı suç örgütü lideri”, “İkinci Ergenekon” gibi manşetler attılar ve bu gazeteler malum gazetelerdi. Üstelik internet ayağı da yine malum camianın yayın organları tarafından yönetiliyordu. Tabi bizim bunu anlamamız 17-25 Aralık süreciyle gerçekleşti.

    Savcının delil olarak sunduğu belgeler için ne diyeceksiniz?

    Her belediyede ya da her kurumda bir takım usulsüzlükler, yolsuzluklar, ihmaller olabilir. Bunlarla ilgili soruşturmalar yapılabilir, davalar açılabilir. Bu olması gerekendir aynı zamanda. Elbette ki bizimle ilgili de davalar açılabilirdi. Yargılamalar yapılabilirdi. Hukuk içerisinde biz de gerekli savunmalarımızı yapardık. Ancak, bu olayın gelişmesi böyle olmamıştır. Olay, bir çıkar amaçlı suç örgütü olarak lanse edilmiş ve bir belediye baştan aşağıya çalışanlarıyla suç örgütü içerisinde gösterilmiştir. Ben 2007’de yani 3 yıl önce belediyeden ayrılmama rağmen suç örgütü yöneticisi olarak görev yaptığım süre içerisindeki tüm olaylardan yönetici olarak sorumlu tutuldum. Ancak mahkeme sürecinde diğer sanıkların ifadelerinde de gördüm ki, savcılık makamının sanıklar hakkında lehte ve aleyhte belgeleri toplaması gerekirken sadece aleyhimizdeki belgeleri toplayıp lehimizdeki belgeleri görmemezlikten gelerek, sanıklar tarafından ibraz edilen lehteki belgeleri dosyaya koymayarak mahkemeyi ve kamuoyunu yanıltmaya çalışmıştır. Örneğin, belediyenin temizlik işlerini yapan firmaya; “Neden SSK borçlarını sorgulamadan ödeme yaptınız? diye bana  soru sordular. Ben de böyle bir şeyin olamayacağını, ödeme dosyasının ilgili 2 müdürlük tarafından kontrol edilmeden bana gelmeyeceğini, muhakkak bu müdürlüklerin SSK borçlarının ödenip ödenmediğini sorguladıklarını söyledim. Daha sonra duruşma esnasında öğrendim ki bu belgeler hesap işleri müdürümüz tarafından savcılığa teslim edildiği halde dosyaya konulmamıştı. Bütün bunlar gösteriyor ki ve o zamanki belediye başkanının daha sonraki basına yansıyan açıklamaları da gösteriyor ki, bu dava hükümetimizi yıpratma komplosuydu. Biz de bu komplonun kurbanlarıydık.

  Davalarda ne durumdasınız ve ceza aldınız mı?

    Allah’a şükrediyorum ki, memleketimizde vicdanlı hakimler ve savcılar da varmış. Benim ve bir çok arkadaşımız hakkında 300-500 yıl hapis cezası isteyen savcıların yanında davanın son mütalaasında hakkımda tüm suçlamalardan beraatımı  isteyen savcılar da varmış. Hakikati gören ve bu hakikate adaletle yaklaşan savcılarımıza ve hakimlerimize teşekkür ederim. Çünkü bu davadaki herkes örgüt suçlamasından beraat etmiştir. Maalesef, bazı davalardan hüküm giyenler de oldu. Tekrar ifade etmek isterim ki, bu davalar örgüt suçlamasıyla değil münferiden görülmeliydi. Benim itiraz noktam budur. Üstelik bir de hükümetimize karşı kullanılmasıdır. Ve ayrıca belirtmeliyim ki hakkımda ki tüm davalardan beraat ettim.

   Etimesgut Belediyesi’nin kurumsallaşma ve profesyonelleşme alanında gelişimi sizce tamamlandı mı?
 
   Tabi ki hayır. Etimesgut Belediyesi istenilen noktaya maalesef gelememiştir. Etimesgutlu hak ettiği hizmetleri alamamıştır. Bu belediyenin yetersizliği değil belediyeyi yönetenlerin yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Neden diye sorarsanız, bizim bıraktığımız işleri, projeleri bile devam ettirememişlerdir. Geçen gün belediyenin internet sitesine biraz bakındım ve gördüm ki e-belediye olarak verilmesi gereken ve alt yapısı hazırlanmış çalışmaya hazır pek çok özellik ya da hizmetler devre dışı bırakılmış. Tabi insan üzülüyor. Hem yaşadığı şehir için hem de belediyenin düştüğü bu görünmez durum için… Elbette vatandaşımızın bunların farkına varmasını bekleyemeyiz. Görmediği için de suçlayamayız. Maalesef bunları vatandaşımıza göstermesi gerekenlerde gerekli muhalefeti yapamamışlardır.

   Etimesgutlu hak ettiği hizmetleri alamamıştır derken, kastınız nedir?

    Mesela, Kent Meydanı Düzenlemesi Projesi…ki bu projenin her şeyi hazır olmasına rağmen kadük kalmış. Bunun en büyük sebebi mevcut belediye başkanının Eti-Park İş Merkezi yaptırmama inadıdır. Tabi burada olan Etimesgutlu’ya olmaktadır. Esnafımız mülklerinin değerinden ve iş hacminden kaybetmektedir. Bizim kent meydanı projemizde her şey detaylı bir şekilde düşünülmüştü. Örneğin, alış veriş merkezi sadece Etimesgutlu’ya alış veriş noktasında hizmet etmeyip, ciddi anlamda planlanmış otoparkıyla önemli ölçüde trafik yükünü kaldıracaktı. Oysa şu anda merkezde ciddi bir trafik ve park sorunu hasıl olmuştur.
   Ayrıca kent merkezindeki trafik düzenlemesi, cep otoparkları planlanması ve bazı cadde-sokakların tek yöne çevrilmesi ve araç trafiğine belirli saatlerde kapatılması planlanmıştı. Ancak mevcut başkanın Eti-Park inadı anladığım kadarıyla bu projenin uygulanmasını engellemiştir. Mevcut başkan ısrarla burayı iş merkezi yaptırmayacağını söylemektedir. Bence bu inadını bırakıp, en azından Eti-Park ile alakalı vatandaşımızın düşüncesini sormalıdır. 11 senedir bu yatırım bir garabet halinde, maalesef atıl bir şekilde durmaktadır. Üstelikte mülkiyetini belediye almışken. Hatırladığım kadarıyla Eti-Park projesinin tamamı 45-50 milyon arasında bir bedele tamamlanacağı tahmin edilmişti. Mevcut başkanın kendi beyanından da anlaşılıyor ki, yüzde 40’ı biten bir yapıyı faizleriyle birlikte 46 milyona mal ederek, almıştır. Bu fiyata mal edilen bu yer o günün bayındırlık birim fiyatlarına göre bile yüksek rakamlarda alınmıştır. Bundan zarar gören Etimesgut Belediyesi ve dolayısıyla Etimesgut halkıdır.

    Sizin, burası için çözümünüz nedir?

   Tabi ki, maksadının hasıl olmasıdır. Yani alış veriş merkezi olarak planlanmıştı ve biz de alış veriş merkezi olarak hizmete alacağız. Böylece de yarım kalan Kent Merkezi Düzenlemesi projesini tamamlayacağım.

   Etimesgutlu size neden oy vermeli?

  Her şeyden önce Etimesgut için büyük hayallerim vardı. Bu hayallerimin bir kısmını projelendirmiştim ancak görüyorum ki bunlar yarım kalmış. Öncelikle bunların tamamlanması için ve uygulamaya koyamadığım projelerim için oy vermeliler. Şu anki mevcut belediye yönetimi Etimesgut’un sırtında bir kamburdur. İki dönemdir kendini tekrarlamaktadır. Etimesgut için üretecekleri yeni projeleri olmamakla birlikte Etimesgut’a bir kalite ve estetik de katamamışlardır.

    Kaliteden kastınız nedir?

    Biliyorsunuz uzunca bir süre Bursa’da görev yaptım. Bu süreç içerisinde tabi ki gelip gidiyordum. Çünkü Etimesgut benim ana baba ocağım. Her geldiğimde bir belediyeci gözüyle baktığım gibi bir vatandaş gözüyle de bakıyordum. Ancak gördüğüm birkaç park ve birkaç binadan ibaretti. Bakın biraz açayım. Sokakların durumu içler acısı, trafik sorunu hat safhada, otopark sorunu yine çok üst düzeyde devam ediyor. Öte yandan temizlik sorunu işin cabası… Allah’tan biz 14 yıl önce çöp bidonlarını (bildiğiniz varilden bahsediyorum) çöp konteynırlarına çevirdik de hala onlar devam ediyor. Oysa beklerdim ki bizim yaptığımızın üstüne yerinde ayrıştırmalı çöp toplama sistemine geçilsin. Kaliteden kastım budur. Üstelik bu ilçe devamlı da göç alıyor. Yani belediyenin devamlı yeni bir çözüm üretmesi ve bu yeni çözümlerde ısrar etmesi gerekmektedir. Bir başka örnek verilim, sokaklarımız delik deşik, biliyorum ki, Etimesgut Belediyesi bütçesi değil bu sokakları asfaltlamak, sokakları kaplama asfaltla döşeyebilir. Bu sokaklarda vatandaşımızın araç kullanma keyfini hayal etmenizi isterim. İşte bir kent kalitesi böyle sağlanır.

   AK Parti’nin ‘Gönül Belediyeciliği’ söylemi kapsamında, kazanmanız halinde Etimesgutlular ‘Gönül Belediyeciliği’ anlayışıyla hizmet alabilecek mi?

    Dini, dili, tabiiyeti, mezhebi ya da meşrebi doğrultusunda tüm Etimesgutlunun yanında olmak benim için bir gönül vazifesidir. Tüm Etimesgutlulara söylemek isterim ki, benim başkanlığımda Etimesgut’un nüfusu daha da artacaktır. Çünkü Etimesgut bir cazibe merkezi olacaktır. Etimesgut kent kalitesiyle ve estetiğiyle göz kamaştıracaktır.

   Etimesgutlular sizin döneminizde seçtiğini denetleyebilecek mi?

    Kesinlikle denetleyebilecek. Üstelik halkımızın ayağına giderek bizi denetlemesine olanak sağlayacağız. Her ay bir mahallede halk toplantıları düzenleyeceğiz. Hem yaptıklarımızı anlatacağız hem de sorularını cevaplayacağız. Böylelikle hemşerilerimizin sorunlarını yerinde dinleyip, yerinde çözeceğiz.

   Etimesgut için geliştirdiniz prestij projeleriniz var mı? Seçilmeniz halinde Etimesgut’ta hangi alanlarda inovatif (yenilikçi) projeler gerçekleştireceksiniz?
 
    Yapacağımız en büyük projelerden birisi İmarda adaleti sağlamak olacaktır. Yani sadece Hasan’a Yasin’e değil, Ayşe teyzeye de Bakkal Mehmet amcaya da aynı imar haklarını sağlayacağız. Böylelikle imar rantında tüm vatandaşlarımıza eşit paylaşım imkanı sağlamış olacağız. Yani bir bölgede münferiden emsal artırımı verilmişse bu artışı bölgenin tamamına uygulayacağız. Bir diğer projemiz ise ulaşım sorununu kökten çözeceğiz. Nasıl mı? Bağlıca Tüneli, Ankara Bulvarı-Ahi Mesut Bulvarı bağlantısı, Bağlıca Çevre Yolu bağlantısı vs, vs. Yeşilova mahallemizde Bilim ve Teknoloji merkezi kurmak, burada gençlerimizi bilişim yapay zeka, telekomünikasyon alanlarında yetiştirmek ve üreten bireyler haline getirmek. Ayrıca tüm parklarımızda ve belediyenin tüm alanlarında ücretsiz internet sağlayacağız. Malum artık nesnelerin internetini konuşuyoruz. Ayrıca belirtmeliyim ki, okullarımızın eğitim kalitelerini artırıcı dolaylı eğitim materyalleri üretip dağıtacağız.

    Ülkelerin mevcut siyasal yapıları yerel seçimlerde önemli bir etkiye sahip olmaktadır. Bu çerçeveden baktığınızda ‘AK Parti’ yönetimi ve hizmetleri Etimesgut’un kazanımı için nasıl bir etkiye sahip?

    AK Parti; Genel Başkanıyla, Genel Başkan Yardımcılarıyla, Bakanlarıyla, Milletvekilleriyle özünde belediyecilik geleneği ile kurulmuş bir partidir. Bu alanda da pek çok ilki gerçekleştirmiştir. Bu ilkleri yapma geleneği bizim şiarımızdandır. Bizim özelliğimiz kendi çıtamızı kendimiz belirleriz. Kendi çıtamızı da kendimiz zorlarız.

    Sosyal Belediyecilik anlayışı kapsamında neler yapacaksınız?
    Bu anlamda şöylesi bir hayalim var. Yaşlıları, yetimleri, dulları ve sokak hayvanlarını yani acizanı kapsayan bir sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirmek istiyorum. Bu kapsamda da bir köy kurarak bu kesimlerin dertlerine ve yalnızlıklarına şifa olmak istiyorum. Bu köy kendi kendini yöneten bir köy olacaktır. Yaşlılarımızın bilgelikleri, çocuklarımızın umutları, kadınlarımızın şefkatleri bu köyde bir araya gelecek ve bir sinerji oluşturacaktır. Bu projenin tüm detayları da hazırdır.

    Çevre Dostu Belediyecilik anlayışı kapsamında neler yapacaksınız?
    Sokaklardaki çirkin ve pislik içindeki çöp konteynırları kaldıracağım. Yerinde ayrıştırmalı çöp toplama merkezeler kurarak, daha sağlıklı. Verimli ve geri dönüştürerek atıkları rantabl kullanan bir siteme geçeceğiz. Yaşam ortağımız olan evcil hayvanlar için hayvan oyun parkları kuracağız.

    Aday adayı olmadan önce neler yapıyordunuz?
     Bursa’da okul müdürlüğü yapıyordum. Ancak annemin rahatsızlığı dolayısıyla Ankara’ya geldim. Burada da Sincan’da bir okulda görev yapıyorum. Ayrıca mobil iletişim üzerine çalışan ve Finlandiya’dan melek yatırımcı alan bir şirkette de ortaklığım bulunmakta…

   Aday olmazsanız neler yapacaksınız?
    Tabii adaylık, her şeyden önce bir nasip meselesi… Allah takdir ederse parti yöneticilerimiz uygun görürse, hemşehrilerimiz de teveccüh gösterirlerse belediye başkanı olarak Etimesgut’a hizmet etmek isterim. Olmadığı takdirde de aday olacak arkadaşımıza elimden geldiğince ve gücümün yettiğince elbette yardımcı olacağım.  Adayın yerel olup olmaması benim açımdan önemli değil, yeter ki Etimesgut’a hizmet yapabilecek kapasiteye sahip bir arkadaşımız olsun.  (Haber-röportaj: İbrahim Keskin)
 
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, takım elbise
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise
Kaynak: Editör: İbrahim Keskin
Etiketler: Zafer, Altınkaynak,, Etimesgut'ta, Onur, Mücadelesi, Veriyor,
Yorumlar
Haber Yazılımı