Yazı Detayı
20 Mart 2018 - Salı 11:00
 
UBUNTU FELSEFESİ
Tülay Sözeri
 
 

Afrika'da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir. Ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülünün o meyveleri yemek olduğunu söyler. Onlara;

"Hadi, şimdi başlayın birinci olan ödülü alacak" der.

Antropoloğun sözü biter bitmez bütün çocuklar el ele tutuşup, koşup ağacın altına beraberce giderler ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar. Çok şaşıran antropolog, çocuklara neden böyle yaptıklarını sorduğunda ise çocuklar şu yanıtı verirler; ”Biz “ubuntu” yaptık”. Bu tanımı ilk kez duyan antropolog ubuntunun ne olduğunu sorar. Çocuklarda "Birbirimizle yarışa girseydik, yarışı sadece birimiz kazanmış, beşimiz kaybetmiş olacaktık. Beş arkadaş üzülünce, yarışı kazanan bir kişi nasıl ödül meyvesini yiyebilirdi ki? “Bizim dilimizde UBUNTU "Ben biz olduğumuz için "Ben'im" demektir!”

Haydi, buyurun bakalım, buradan yakın! Şimdi işimiz yoksa, dünyanın en zengin yeraltı, yerüstü zenginliklerine, verimli topraklarına sahip olmasına rağmen, sömürgeci yaklaşıma elverişli siyası yapısı yüzünden, tüm zenginliklerini Avrupa ülkelerine teslim etmiş, bunca zenginliğine rağmen hala açlık, yoksulluk ve hastalıklarla boğuşan, özgür yaşam hakkı yüzyıllar öncesinden elinden alınmış olan, Afrika’nın yetiştirdiği bu çocukların “UBUNTU” kültürünü anlamaya çalışalım. Yaşadıkları yoksulluğa rağmen ben yerine biz olmayı nasıl bu kadar kolay kabullendiklerine akıl sır erdirelim, sonra da anladığımız şekilde yola koyulup, zincirlerimizi kıralım.

 

Puff! işimiz gerçekten çok zor. Öncelikle hayatımızdan “ben” kavramını çıkarıp, yerine “biz” kavramını yerleştirmemiz, biz gelişirken, büyürken bir diğerinin de gelişmesine yardımcı olmamız, başka yaşamlara da saygı duymamız öyle göründüğü gibi kolay olmayacaktır. Öyle ya! Doğduğumuz andan itibaren rekabeti öğrenmedik mi? Bir diğerini ezip geçmenin yollarını arayıp bulmadık mı? Her daim kral olarak yaşamın dayanılmaz hafifliğini allayıp, pullayıp, bize servis eden sistemin sadık köleleri olmadık mı?

 

Modern bir toplumun bireyi olma gururunu bir kenara bırakıp , biz yerine beni yaşamanın üzerimizde nasıl bir yük olduğunu görebilirsek eğer, görünmez kalelerimiz yıkılacak, aynı zamanda başkalarının da görünmezliği yok olacaktır. Bu olayı ne kadar iyi içselleştirsek , teknolojik hapishaneye dönen hayatlarımızdan alacağımız haz ve doyumda o kadar yüksek olacaktır. Burada amaç mutlu olmak değil, birlikte ne kadar çoğalabileceğimizi görebilmektir.

İnsanoğlu birbirine bağımlı , hassas bir iletişim ağında yaşamak üzere yaratılmıştır. Hiç birimiz bu fani dünyaya mükemmel bir şekilde gelmedik. Eksik parçalarımız peşinde koşmaya planlanmışız. Tamamlanırken de mutlaka başkalarının hikayesine ortak olmamız, onları da kendimize ortak etmemiz gerekiyor. Bir insanın , bir başkası olmadan kendisine yetmesi de, tam olması da mümkün değildir. Ubuntu felsefesinde, inanan bir insan diğerlerine açıktır, diğerlerine olumludur, diğerleri iyi ve yetenekli olduğunda kendini tehdit altında hmez, büyük bir bütünün parçası olduğunu bilmekten gelen bir özgüveni vardır. Başkaları aşağılandığında, küçük düştüğünde, zulme uğradığında ya da ezildiğinde, o da kendisini aşağılanmış hisseder.

Ubuntu kavramı, diğerleriyle ilişki içindeki bireyi tanımlar. Nelson Mandela’nın sözleriyle ifade edecek olursak: “Bir ülkeden geçen bir seyyah bir köyde durur, yiyecek ya da içecek istemesine gerek yoktur. O köyde durduğunda köylüler ona yiyecek verir, onu ağırlar. Bu Ubuntu’nun bir sonucudur. Ubuntu, insanların kendilerinin bizzat zenginleşmemesi gerektiği anlamına gelmez. Aksine zenginleşirken başkalarının da zenginleşmesine yardımcı olmaktır. Burada asıl mesele şudur: Etrafındaki topluluğun daha iyi konuma gelmesi için de, kendimiz için yaptıklarımızı , başkaları içinde yapıyor muyuz?” sorusunun peşinden gitmektir.”

Çok zor gibi gelse de gerçekte yapmamız gereken şey çok basittir. Gönül gözüyle , sevgiyle etrafımıza bakabilmek, yaşamın bize getirdiği insanlara kucak açabilmektir. Sonrası çorap söküğü gibi gelecektir.

 
Etiketler: UBUNTU, FELSEFESİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Eylül 2019
BİR AVUÇ GÖKYÜZÜ
05 Eylül 2019
EYMEN'İN KUL HAKKI
25 Ağustos 2019
ERKEK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
05 Ağustos 2019
NERELERDESİN ?
29 Temmuz 2019
SUS RUHUM !..
22 Temmuz 2019
MAĞARA ALEGORİSİ !..
16 Temmuz 2019
BEYNİMİZDEKİ AKREPLER
10 Temmuz 2019
MÜKEMMEL DUYGULAR
01 Temmuz 2019
BİR NEFES BİR HAYAT
24 Haziran 2019
DİDEROT ETKİSİ!
17 Haziran 2019
MUTSUZ İNSANLARLA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK !..
10 Haziran 2019
DÜŞÜYORUM, O HALDE VARIM!
25 Mayıs 2019
HABİL ve KABİL KARDEŞLER
18 Mayıs 2019
GÜNAYDIN ! NASILSINIZ ?
11 Mayıs 2019
GUERNİCA TABLOSU
04 Mayıs 2019
UMUDA YOLCULUK !..
25 Nisan 2019
SAKLAMBAÇ OYNAMAK...
18 Nisan 2019
DORİAN GRAY'İN PORTRESİ
22 Mayıs 2018
HARESE
28 Mart 2018
ÇÖL ÇOCUKLARI !
13 Mart 2018
İNSANLIĞA VEDA !
06 Mart 2018
KELEBEK TAKİBİ ..
21 Kasım 2017
YÜZLEŞMEK !..
14 Kasım 2017
İNSANIN KARANLIK YÜZÜ
07 Kasım 2017
ESTONYA FERİBOTU SENDROMU
31 Ekim 2017
ADALETİN BU MU DÜNYA?
25 Ekim 2017
UNUTULMUŞ GENÇLİK !..
18 Ekim 2017
KUYRUKLU YILDIZ TANRILARI
12 Ekim 2017
ÖNYARGISIZ YAŞAMAK !..
13 Haziran 2017
FARKEDİLMEK !..
01 Haziran 2017
BİR DÜŞ GÖRDÜM
25 Mayıs 2017
DÖNÜŞÜM
04 Mayıs 2017
KUĞU OLMAK ..
24 Nisan 2017
GEMİSİNİ KURTARAMAYAN KAPTAN!
12 Nisan 2017
BİR FİL HİKAYESİ !
30 Mart 2017
DUYGULARIN ENERJİSİ
20 Mart 2017
İLETİŞİM BECERİSİ ..
15 Mart 2017
ÖLMEYE YATMAK !..
13 Mart 2017
MUTLU HALKLAR
09 Mart 2017
PANDORANIN KUTUSU
23 Şubat 2017
SİSAL BİTKİSİ
20 Şubat 2017
GUGUK KUŞU
16 Şubat 2017
HUZURLU OLMAK
02 Şubat 2017
TAMAMLANMAK !
31 Ocak 2017
SAKLI KENTLER !..
23 Ocak 2017
MUCİZELERLE TANIŞMAK
20 Ocak 2017
BEDENİM ve BEN !
16 Ocak 2017
GİTMEK !..
09 Ocak 2017
PORTAKAL KABUKLARI
03 Ocak 2017
MUTLU YILLAR !
30 Aralık 2016
KÜÇÜK BİR ARI
26 Aralık 2016
AVCINIZ KİM?
22 Aralık 2016
MİSAFİR ODALARI
19 Aralık 2016
FOTOĞRAFI OLMAYAN ÇOCUKLAR
14 Aralık 2016
MEKTUBUNUZ VAR !..
12 Aralık 2016
ATLANTİS ŞEHRİ !
07 Aralık 2016
AMİPLERİN DANSI !..
05 Aralık 2016
HIZLI YAŞAMLAR
Haber Yazılımı