BARIŞ DİLİ
Günümüzde dünyanın karşı karşıya kaldığı en önemli sorunların başında güvenlik ve terör gelmektedir.

Dr. İmbat Muğlu
-Günümüzde dünyanın karşı karşıya kaldığı en önemli sorunların başında güvenlik ve terör gelmektedir. Yarım asırdır terörle silahlı mücadele eden Türkiye; gelecek yüzyılda terörden arındırılmış barış ortamının sağlanması için güvenlik politikalarıyla birlikte toplumsal bilinç, ortak değerler ve doğru iletişim stratejileriyle Terörsüz Türkiye sürecini başlatmıştır. Bu noktada medya, sürecin en kritik aktörlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Terörsüz Türkiye idealinin kalıcı hale gelmesinde medyanın üstleneceği sorumluluk, toplumsal barışın temini açısından hayati öneme sahiptir. Medyanın bir parçası olarak ortaya çıkan bu haberleşme kanallarından en önemlisi bir anda milyarlarca insan tarafında kullanılan sosyal medya platformlarıdır. Hayatın her alanına giren sosyal medya eğer bilinçli şekilde kullanılırsa çok faydalı bir araçtır. Lakin aşırıya kaçılması ve bilinçsiz kullanımı hayatın en değerli öğesi olan zamanı bilinçsizce tükettiği gibi bazı mecraların; suç, propaganda, terör, örgütsel faaliyet paylaşımları ve yalan içerikli sunumlarına da dolaylı ya da dolaysız olarak aracı olunmaktadır.
Teröre karşı mücadelede medyanın etkin kullanılması zorunlu bir hal almıştır. Terör ile mücadele konusunda devletler ciddi bir iş birliği yapması gerekir. Bununla birlikte tüm dünyada geçerliliği olacak şekilde Birleşmiş Milletler çatısı altında terörle mücadele anayasası yazılmalıdır. Terörün küresel bir boyut kazandığı günümüzde terör örgütlerinin medya araçlarını bu denli kullanmaları ile ilgili gerekli tedbirler alınmasa, dünya büyük bir tehdit altında demektir. Onun için terörle mücadele noktasında uluslararası iş birliği sadece silahlı kuvvetler arasında değil medya araçları alanında da olması hayati önem taşımaktadır. Medya; terörün insanlığa verdiği zararları çok iyi bir dil ile anlatmalıdır. Terörsüz bir Türkiye, yalnızca silahların susmasıyla değil; zihinlerdeki ve kalplerdeki çatışmaların sona ermesiyle mümkündür.
Bu dönüşümde medya, ya toplumsal barışın taşıyıcısı ya da çatışmanın istemeden de olsa bir parçası olabilir. Sorumlu, etik ve bilinçli bir medya anlayışı; toplumsal barışın temini ve sürdürülebilir bir huzur ortamının inşası için vazgeçilmezdir. Basın her daim ifade özgürlüğü ile toplumsal güvenlik arasındaki hassas dengeyi korumalıdır. Barış dili ve çözüm odaklı yaklaşımlar bu tür süreçlerde çok önemlidir.
Onun için; bilgi kirliliğini önleyen, toplumu ayrıştırmayan, demokratik denetimi sürdüren ve doğru dili önceleyen bir basın ile memleket meseleleri tez elden çözüme kavuşacaktır. Kısacası ‘‘Terörsüz Türkiye’’ süreci, medya–devlet–toplum arasında kurulacak sağlıklı bir iletişim zeminiyle başarıya ulaşabilir.


